Bağdat 30°C
Şam 18°C
Çarşamba 21 Nisan 2021
Dini uyanıştan on yıllar sonra, terörist ve milisler Iraklı gençleri dinden uzaklaştırdılar mı? - الحل نت

Dini uyanıştan on yıllar sonra, terörist ve milisler Iraklı gençleri dinden uzaklaştırdılar mı?


Bölgede anketler yapan en büyük ağlardan biri olan (Arap Barometre)’nin Michigan ve Princeton Üniversiteleri ile birlikte yapmış olduğu çalışmaya göre; bölgenin birkaç ülkesinde Irak, İran ve Lübnan gibi, dindarlık oranlarında ciddi bir gerilme görüldü ki çoğu genç kendini dindar olarak tanıtmıyor. Gözlemcilere göre; bu görüngü aşırılık yanlısı gruplar ve ideolojik milislerin yaptıklarından kaynaklanıyor. Bu durum, gençleri din ideolojisinden uzaklaşmaya, manevi, sosyal ve siyasi açıdan yeni görüşler benimsemeye yönlendiriyor.

ALHAL NET Bu fenomeni gözlemlemek amacıyla, dinden uzaklaşan bazı gençler ile buluşarak fikirlerini yakından dinledi.

“Acımasızlık ve zalimlik sunan bir dinden bıktık”

Siyasi aktivist ve dijital içerik oluşturucu Ahmet Al Hüseyni “İslam dini yeni bir hayat modeli sunmuyor, küreselleşme ve gelişmelere ayak uydurmuyor, içine kapanık, maneviyattan ziyade fıkıh ile uğraşan bir dindir”. Eleştirmeye keskin cümleler ile devam ederek “Siyasi dindarlık dalgasından sonra, Iraklılar dini ruhsal bir görüş değil siyasi bir ideoloji olarak algılamaya başladı, bu yüzden siyasi alanda aşırılık ve mezhep üzerinden insanları öldürme sebebi oldu, sosyal hayata ise acımasızlık ve olumsuz kavramlar getirdi. İslam’ın Irak’ta sunduğu tek model aşırılık yönlü, türbe ve camilere bağlı, silahlı ve sakallı fanatiklerden ibaret bir modeldir”.

Dindarlıktan vazgeçen aktivist Merve Riyad “ALHAL NET”e şöyle konuştu, “Din bende çözülemez psikolojik sorunlar üretti, özellikle IŞİD’in Irak’a girmesiyle, esirlik ve kafirleri öldürmek gibi İslami mirastan kaynaklı yaptıklarından dolayı, dini bırakma, fikirlerimi değiştirme ve dini alışkanlıklarımdan vazgeçme kanaatine vardım”. 

Başörtüsünü çıkarttıktan sonra Necef’te ailesini terk eden takma adı Amire olan genç kadın, ALHAL NET için şöyle konuştu, “zulümden başka hiç bir şey görmediğim ve özgürlüğümden mahrum eden bir dinden bıktım. Başörtümü çıkarma kararı verdiğimde ailem, özellikle erkek kardeş ve dayılarım tarafından çok sert bir tepki ile karşılaştım, ben de onları kendimi öldürmekle tehdit ettim. Sonra ailemi terk edip başkent Bağdat’a gittim, çünkü burası göreceli bir özgürlüğe sahip ve dine daha az bağlıdır”. 

Yanlış görüşler

Sosyal araştırmacı Neda Al Abadi, gençlerin bu tutumuna üzüldüğünü belirti. Dinin, aşırılık grupları ve bazı din adamlarının yaptıklarına dayanarak değerlendirilmemesini söyledi. ALHAL NET ile yaptığı görüşmede, “Irak’ta gençlerin dinden nefret etmesinin sorumluluğunun büyük bir kısmı verdikleri eğitimle ailelere düşüyor. Iraklı aileler evlatlarına dini yanlış bir şekilde sundu, yaratıcıyı işkenceci, intikamcı ve korku kaynağı olarak tarif etti, bundan dolayı gençler ile din arası ilişki kötüye gitti”. Konuşmasını şöyle sonlandırıyor:  Yanlış temellere dayanan açıklık süreci bazı gençleri ateizm kültürü ve laiklik teorisine yönlendirdi. Aynı zamanda bazı kesimler din ile yanlış sosyal uygulamalar arasındaki farkı bilmemektedir. 

Din adamlarının görüşleri

 İslam fıkhında uzman olan şeyh Rehim Abu Regif müslüman din adamlarının tanıdık tutumuna dayanarak ALHAL NET’e şöyle konuştu: Din sabittir ve değiştirilmez, İslami inanç, İslam’ın beş şartı ve kesin kanıtlarla yasaklanmış zina, tefecilik ve alkol gibi konularda yenileme kabul edilmez ve bu alanlarda bazı gençlerin sıkıntısından bahsetmenin hiçbir anlamı yoktur. Konuşmasına şöyle devam etti: Yenilemenin anahtarı farkındalık ve İslam’ı saf kaynaklardan anlamaktır, bu şekilde İslam, çağın gereklerine ayak uyduracak bir seviyeye ulaşabilmektedir, sabit ve değişken arasında ayrım yapan ılımlı bir zihniyete ulaşılmasını sağlamak amacıyla İslami çalışmalarının müfredatında yenileme mümkündür, ancak bu yenilemenin ahiret ve dünya konularında insanların yararına dayanmasını gerekir. İmam ve vaizler hayat gerçekliğine dayanarak kanıt ve delilleri benimsemelidir. Şeyh Abu Regif’in söylediklerinin sağlamlığına rağmen, dinden uzaklaşan gençlerin yeniden kazanılmasında pek etkili değildir. Irakta dindarlığın geleceği tüm siyasi ve sosyal sonuçlarıyla her olasılığa açık kalmaktadır.


Yorumlar