Türkiye’den Suriyelilerin toplu bir göçüne tanık olacak mıyız

Türkiye’den Suriyelilerin toplu bir göçüne tanık olacak mıyız
أستمع للمادة

Türkiye’deki mülteci ve yabancılar, kendilerini Avrupa’ya yönelik yasadışı göçü düşünmeye iten hükümet kararlarının sonuçlarından muzdariptir. Bu durum her fırsatta Avrupa’ya yönelik toplu göç sahnesini yeniden canlandırıyor. 

Türkiye’deki yabancı ve mültecilerin varlığına ilişkin yapılan son açıklamalar bağlamında Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu konuda çıkardığı karara göre Türkiye’nin her mahallesinde ikamet eden yabancıların oranı yüzde yirmi beşten yüzde yirmiye düşürüldü. Bunun yanı sıra çeşitli kararlar alınmış. 

Yürütülen bu yeni politikalar, özellikle Türkiye seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte ırkçı olayların artması, bazı Suriyeli gençleri yeniden risk almaya ve kara veya deniz yoluyla Avrupa’ya göç etmeyi düşünmeye sevk ediyor.

Türkiye’deki yabancı ve mülteciler zor seçimlerle karşı karşıya

Suriyeli medyacı aktivist Ammar ebu-Şama’ya göre Türkiye’deki yabancı ve mülteciler, özellikle de Suriyeliler, siyasi partilerin seçim savaşlarında ele geçirdikleri bir karta dönüşmüş ve giderek daralan bu gerçeklikten kaçamaktan başka çareleri yok. 

Al-Hal Net’e konuşan ebu-Şama: bu siyasi yaklaşım dayanılmaz hale geldi artık ve Türk siyasetçiler tarafından gerçek bir çare bulunmadan bu şekilde devam edemez. Türkiye’deki yabancı ve mülteciler tek başına tüm bu kışkırtmalarla yüz yüze kalmamalı, hiç ilişkileri olmayan siyasi mücadele ve savaşlara itilmeleri kabul edilemez. 

Ebu-Şama özellikle Türkiye’deki Suriyelilerin durumuyla ilgili olarak şunları aktardı: geçen günlerde İstanbul’da öldürülen Sultan Cibna gibi Suriyeli gençlerin öldürülmesi bazen bireysel şiddet olaylarının eşlik ettiği Türkiye’de yaklaşan seçimler, durumu kesinlikle giderek daha zorlaştırıyor. 

Türkiye’deki Suriyeli kuruluşların Suriyeli gençlere yardım sunmadaki rolüyle ilgili Ebu-Şama: Türkiye’deki yabancı ve mültecileri desteklemek adına birkaç girişim var, ne yazık ki tüm bu zorluklar içinde herkes kendisinden başka kimseyi düşünmüyor. Unutmamalı ki tüm Suriyelileri tek çatı altında toplamak imkânsız.

Açıklanan resmi rakamlara göre, Türkiye’de yaşayan Suriyeliler ülke nüfusunun yaklaşık yüzde dördünü oluşturuyor, bunların yarısından fazlası erkek. Bu da Türkiye’nin yaşadığı boğucu ekonomik kriz içinde Suriyelilerin çalışması gerektiği anlamına geliyor.

Türkiye’yi terk eden bazı mültecilerin deneyimleri 

Alaa Berzawi, Türkiye’de beş yıldan fazla bir süre kaldıktan sonra Mısır’a taşınan genç bir Suriyeli, Al-Hal Net’e yaşadıklarını şöyle anlatıyor: çalıştığım şirket kapanana kadar Türkiye’deki şartlar rahat sayılabilirdi. İşler ters gitmeye başladıktan sonra ailemi Suriye’ye geri gönderdim ve yeni bir iş bulma arayışına girdim. Ancak o dönem hiç kolay değildi ve hayat pahalılığı arttıkça durum zorlaştı, dolasıyla Mısır’a dönmeye karar verdim.

El-Barzawi, Mısır’da neredeyse bir yıl geçirdikten sonra 2012’de oradan ayrılmıştı ve geri dönmesine rağmen ‘’Fransız Antilleri’’ olarak bilinen Fransız yönetimindeki Atlantik adalarından biri üzerine Fransa’ya göç etmeyi hayal ediyor. 

El-Berzawi, Türkiye’deki yabancı ve mülteciler içinde Avrupa’ya yeni bir geniş çaplı göç dalgası yaşanma ihtimaline ilişkin olarak şunları aktardı: yabancılar ve özellikle Suriyelilere yaşatılan olaylardan sonra Türkiye’den göç etme düşüncesi yeniden güçlü bir şekilde konuşuluyor. Tabii ki bu olayların genel bir vaka olmadığı ve bireysel olarak kaldığına işaret etmeliyiz. Ancak Türk hükümetinin geçtiğimiz günlerde ortaya çıkardığı bir milyon Suriyelinin kuzey Suriye’ye iade edileceğinin konusu, çok sayıda gencin yeniden göç etmeye çalışmasına neden olabilir. 

Yunanistan, Türkiye tarafından gelen göçmenlere yönelik birçok insan kaçakçılığı girişimini durdurmuştu, en önemlisi geçtiğimiz mayıs ayında yaşandı. Bu da, 2016 yılında Türkiye ile Avrupa arasında göçmenlerle ilgil yaşanan krizi tekrar gündeme getirdi. Bahsettiğimiz kriz iki taraf arasında Avrupa Birliği ülkelerine kaçak göçmenlerin hareketini kontrol altına almak adına bir anlaşmanın imzalanmasıyla sonuçlandı. 

Türkiye’de yabancı ve mültecilere yönelik halk sempatisi azaldı

Bu bağlamda, genç meseleleriyle ilgilenen bir Türk sivil kuruluşun yetkilisi olan Nilay şunları söyledi: son dönemlerde Türk kuruluşların artık Türkiye’deki yabancı ve mültecilerle çalışmaması, Türk halkı ile göçmenler, özellikle de Suriyeliler arasındaki uçurumu derinleştirdi.

Kişisel nedenlerden dolayı tam adını açıklamayı istemeyen Nilay: geçmişte Suriyelilere yönelik büyük bir sempati görülüyordu ama zamanla ve Türkiye’deki yaşamın zorlaşması, ekonomik durumun kötüleşmesi ve Suriye krizinin uzun sürmesiyle beraber bu sempati nispeten azaldı. Bu, Türk partilerini hükümet leyhine veya hükümet aleyhine, durumu siyasi olarak kullanmaya teşvik etti. 

Nilay, Al-Hal Net’e yaptığı konuşmada: daha önce İstanbul’da göçmen gençleri destekleyen bir proje üzerine çalışmayı istedik, ancak finansman yeterli değildi ve bu alanla ilgili Suriyeli kuruluşlardan gerçek bir işbirliği yoktu.

Suriyeli kuruluşlar mültecileri korumak adına ne yapıyor?

Suriyeli kuruluşların gerçek durumu, onların rolü, önemi ve yapabilecekleri hakkında soruları gündeme getirdi. Bu kuruluşlar Türkiye’deki yabancı ve mültecilere karşı artan kutuplaşma ışığında artık Türk toplumuna hitap edemez hale geldi. 

Suriyeli kadınların sorunlarıyla ilgilenen ‘Kerimat’ vakfı direktörü Necla el-Şeyh, Al-Hal Net’e konuşmasında şunları söyledi: Suriye kuruluşları, yıllar boyunca Türkiye’deki Suriye toplumunu geliştirmek ve Suriyeliler ile Türk halkı arasında her türlü gerilimi önlemek için çalıştı. Ancak herkesin özellikle de gençlerin hareketlerini kontrol altına almak mümkün değil. 

‘’ Türkiye’nin illerinden birinin valisi bize, Türkiye’de yabancı ve mültecilere karşı alınan sert kararlar Suriyelileri kısıtlamak için değil, Türk toplumunu korumak adına alınan kararlardır dedi. Öte yandan Türkiye’de güçlü ve görmezden gelinmeyecek bir muhalefet var, hükümetle olan savaşında Suriyelileri güçlü bir kart olarak kullanıyor. Bu zor şartlar içinde Suriyeli örgütlerin çalışma alanı çok kısıtlı.’’

Al-Hal Net’e konuşan el-Şeyh konuşmasını şöyle sonlandırdı: birkaç yıldır Türkiye’de yaşıyorum, Suriyeli kadınlara odaklanan ve onları güçlendirmeye yönelik çalışan bir kuruluş yönetiyorum. Birçok projeyi başarıyla uyguladık ve Türk halkı arasında iyi bir itibar kazandık. Ancak bu ülkede durum giderek zorlaşıyor, bu da Türkiye’de yaşayan yabancı ve mültecilere mutlaka yansıyacaktır. 

شاركها على ...