Türkiye’deki Suriyeli LGBT topluluğunu Suriye sivil kuruluşları koruyup destekliyor mu?

Türkiye’deki Suriyeli LGBT topluluğunu Suriye sivil kuruluşları koruyup destekliyor mu?

Türkiye’de mülteci olarak yaşamlarına devam eden Suriyeli LGBT topluluğu bireylerinin (eşcinsel, biseksüel ve transseksüeller) büyük kısmı insani kuruluşlara bağımlıdır ve bu kuruluşların maddi, manevi, psikososyal destek ve ruh sağlığı alanlarında sunduğu hizmetler bazıları için can simidi görevi yapmaktadır. Ancak onları reddeden ve varoluşlarıyla savaşan toplumun, bakış açısı kadar acıtan, karşılaştıkları bir ikilem var, o da yardım sunan kuruluşlarda çalışanların ayrımcı ve kaba davranışlarıdır. Bu durum kuruluşlara başvurmaktan kaçınmalarına neden oluyor.

Al-Hal Net Türkiye’deki Suriyeli LGBT topluluğunun en bariz sorunları ve sistematik veya kuruluşlarda çalışanların bireysel davranışından dolayı karşılaştıkları ayrımcılığı inceledi.

Suriyeli LGBT topluluğu bireylerini destekleyen kuruluşlar yok

Maraş’ta yaşayan eşcinsel aktivist Ahmet (soyadını açıklamak istemedi) Al-Hal Net ile yaptığı konuşmada şunları aktardı: özellikle kuruluşların personelleri tarafından uğranılan onur kırıcı tutamlara dair hikayelerin yayılmasından sonra Türkiye’de yaşayan Suriyeli LGBT topluluğu bireylerinin çoğu destek sunan bir kuruluş bulma ve karşılaştıkları güçlüklerden dolayı yardım almak için kuruluşlarla iletişim kurmakta zorlanıyorlar.

Eşcinsel aktivist: kendi aileleri tarafından veya ev sahipliği yapan toplum tarafından, Suriyeli LGBT topluluğu bireylerinin çoğunluğu çok fazla şiddet ve ayrımcılık ile karşı karşıyalar ve bundan dolayı çoğu şok halindedir. Bunu aşmak için yaşadıkları ve maruz kaldıkları durum hakkında serbest şekilde ve güvenli bir yerde konuşmaları lazım. Ancak anlaşıldığına göre kaçtıkları toplum ile aynı kültürel kökten olan insanlarla, insani kuruluşlarda çalışanlarla bile iletişim kurmak büyük bir güçlüktür.

Ahmet’in bu görüşü, Türkiye’deki Suriyeli LGBT topluluğu bireylerinin anlattıkları hikayelerle destekleniyor. Bu hikayelerden birisi, Gaziantep’te yaşayan kişisel güvenliğini korumak için adını açıklamamayı tercih eden bir eşcinsel olan (M.A)’nın hikayesidir.

‘’İnsani bir kuruluşun Gaziantep’teki şubesine girdiğimde birçok kişi beklemekteydi ve çalışan, onların içinde bana gelme nedenimi sordu. Dilim tutuldu, içimde büyük bir korku oluştu ve konuşmak istediğim özel bir konu var diye yanıt verdim. Ancak ofiste çalışan öfkeli şekilde herkesin önünde amacımı söyletmek istedi, özel bir konuşma olduğuna ısrar ettiğimde, isteğimi kulağına fısıldayarak açıklamamı istedi benden. Yaklaştım ve tanımadığım insanlar içinde eşcinsel olduğumu nasıl açıklaya bilirdim, dosyamı sorgulamak için buradayım dedim. Ama aldığım cevap şu şekildeydi: konuşmayı uzatma, fazla sorular da sorma, bunu beğenmiyorsan mekândan çekip git. Ne için geldiğim sorulmadan ofisten ayrıldım.’’

Suriyeli LGBT topluluğundan hikayeler

Birçok Suriyelinin ikamet ettiği Gaziantep’te yaşanan, Yusuf ve Halit takma adlarıyla konuşmayı tercih eden LGBT topluluğunun iki bireyi Al-Hal Net’te yukarıda bahsi geçen aynı kuruluştan yardım alırken maruz kaldıkları aşağılayıcı duruma dair konuştu. Al-Hal Net’e konuşmada bulunanların isteği üzerine kuruluşun adını bu raporda açıklamamayı seçtik.

Yusuf ile Halit’in yaşadığı hikâye büyük acıyla hatırlanarak bize şu şekilde aktarıldı ‘’yardım dağıtım görevlisi eşcinsel olduğumuzu öğrendiğinde bize hakaret etti, gıda kuponlarını uygunsuz ve bizi derinden inciten şekilde yüzümüze fırlattı’’.

Urfa’da ikamet eden Suriyeli LGBT topluluğundan Elif takma adıyla bize konuşan bayan şunları aktardı ‘’sosyal ve psikolojik açıdan çok kötü koşullar altında yaşıyorum, benim cinsel yönelimimin muhafazakâr ailem tarafından öğrenilmesinden korkuyorum.  Suriyeli LGBT topluluğunu desteklemek amacıyla çalışan kuruluşlara güvenemiyorum özellikle Facebook ve Twitter’deki LGBT gruplarında, kuruluşlarda çalışanlar tarafından uğranılan onur kırıcı tutumlardan bahsedildikten sonra.

Al-Hal Net ile yaptığı konuşmada Elif, toplum ve aile içinde gerçek cinsel yönelimlerini ortaya çıkarmamak adına, LGBT topluluğunun bazı bireylerinin çalışanlar tarafından uğradıkları taciz konusunda şikâyet etmekten çekinmelerine işaret etti. Bazıları da sunulan yardımın kesilmesi veya Türkiye’de yaşadıkları sefillikten kaçmak için LGBT’lilerin tek kurtulma yolu olan göçmenlik prosesininin, geciktirilmesi gibi verilebilecek misilleme tepkilerle karşı karşıya kalmamak amacıyla sessiz kalmak zorunda kalıyor.

Basınç patlamaya yol açar

Türkiye’de mülteciler işleriyle ilgilenen bir uluslararası insani yardım kuruluşunda sosyal hizmet görevlisi olan Yemama Al-Hal Net’e Suriyeli LGBT topluluğunun durumu hakkında şöyle konuştu: eşcinseller, biseksüel ve transseksüellerin asıl sıkıntısı evden başlıyor. LGBT’lilerin çoğu eğilimlerinin aile tarafından öğrenilmesi korkusundan dolayı sürekli endişe ve korku içinde yaşamaktalar. Ancak bazılarının kendi cinsiyet kimliğini gizleme gücünü yitirmesi veya diğer cinsiyetten birisiyle evlendirmek için aile tarafından büyük bir baskı altına kalmasından dolayı gerçek cinsel yönelimlerini itiraf etmeye mecbur kalıyor. Ve bu durumda karşılaştıkları tepkiler olumsuz ve agresif oluyor, ne yazık ki bazı durumlarda işkence ve öldürmeye kadar varabiliyor.

 Bu bağlamda henüz 18 yaşını doldurmayan, Kilis’te mülteci olarak yaşayan bir genç yaşadıklarını anlattı: aile tarafından cinsel eğilimleri öğrenildiğinde evin içinde hapsedildi, dışarı çıkmasına ve topluma girmesine izin verilmedi. Aynı zamanda aileye utanç verici bir neden getirdiği bahanesiyle kardeşleri ve enişteleri tarafından vahşice dövüldü ve kendi cinsel yönelimlerinin değiştirilmesi istendi, aksi takdirde durum öldürülmekle sonuçlanabilir.

Sosyal hizmet görevlisi Yemama anlattıklarına devam ederek: LGBT’lerin karşılaştıklarından dolayı topluma karşı olumsuz tepkileri benimsemeye başlıyorlar, bazıları ailelerinden kaçarak yardım alma amacıyla ilgili kuruluşlara sığınıyorlar. Ancak diğer kısmı iş bulma konusunda umutsuz hale gelip kendi ihtiyaçlarını sağlamak için seks işçisi olarak çalışmaya yöneliyor, Türkiye’de bu alanın tehlikeli koşullarına rağmen.

Yemama vurgulamak istediği konuyu şöyle aktardı: Suriyeli LGBT topluluğuna destek vermekle ilgili kuruluşlarda çalışanlar yeterince deneyim ve yetenek sahibi değiller. Dolasıyla yardıma ihtiyacı olanlara bir sığınak olmak yerine bir tehdit kaynağına dönüşüyorlar.

‘’Aslında Suriyeli LGBT topluluğunun sorunlarıyla profesyonel şekilde ilgilenen, ihtiyaçlarını desteklemek için eksiksiz programları olan ve LGBT’lilerle iletişim kurmak konusunda uygun nitelikli ve doğru şekilde eğitilen personel sahibi olan nerdeyse hiçbir Suriyeli kuruluş yok. Biseksüel ve transseksüel işleriyle ilgilenen ‘Kızıl Şemsiye’ gibi Türk kuruluşları var, ancak birlikte Suriye ile Türkiye LGBT topluluğunun ihtiyaçlarını karşılamak konusunda yetersiz kalıyor.

Çalışma piyasasında ayrımcılık

Türkiye’deki Suriyeli LGTB topluluğunun karşılaştığı ayrımcılık şiddet ve aşağılayıcı davranışlarla kalmıyor. LGBT’lerin çoğu iş fırsatlarını elde etme konusunda cinsiyet kimliklerinden dolayı aynı ayrımcılıkla karşı karşıyalar ve bu durumla başa etmek için hiçbir yasal koruma sağlanmıyor. Covid-19’dan dolayı benimsenen kararların sonuçları ve işsizlik oranının yükselmesiyle beraber LGBT’lerin büyük kısmı işsiz kalarak geçim kaynaklarını kayıp ettiler.

Eşcinsel ses mühendisi Safi Halit 2020’de Almanya’ya göç etme kararını almadan İstanbul’da yaşıyordu. Al-Hal Net’e Türkiye’de ikamet ettiği zamanlarda geçirdiği zor durum hakkında konuştu.

‘’Bir sivil kuruluşun radyosunda çalışmak için iş görüşmesi yaptım, görüşmeden birkaç gün sonra kabul edildiğimin haberi verdiler bana. Deneme aşamasının ilk seviyesine başladım ancak radyo yöneticisi tarafından eşcinsel olduğum öğrenildiği için deneme sürecim bir haftadan fazla sürmedi. Maalesef cinsiyet kimliğimden dolayı işten çıkarılışımın ilk seferi değildi.

Başka olaydan bahsederek konuşmaya devam eden Halit: İstanbul’da ses aletlerinin satışını yapan bir ajansta çalışıyordum, fiziksel olarak ajans yetkilisi tarafından tacize uğradım ancak teklifini ret ettiğimde tazminatım verilmeden işten çıkarıldım.

Avusturya’da mülteci olarak yaşayan ve kendisini bize Leyal takma adıyla tanıtan Suriyeli bir lezbiyen ile görüştüğümüzde İzmir’de bir turizm ajansında çevirmen olarak çalıştığı dönemde yaşadığı acı verici deneyimi anlattı:

İlk başta cinsel eğilimlerimi yakınlarım da dahil olmak üzere herkesten saklıyordum, ta ki LGBT’lere özel bir arkadaşlık uygulaması yoluyla Rus bir lezbiyen ile karşılaşmama kadar, beraber vakit geçirmeye başladık, ancak durumun çalıştığım ajans müdürü tarafından öğrenildiğinde bana doğrudan şantaj yaptı ve benden kız arkadaşımla kendi gözü önünde seks yapmamı istedi, aksi takdirde cinsel eğilimlerimi iş arkadaşlarıma açıklayacağıyla tehdit etti. Ret etmekten başka hiçbir yanıtım yoktu ve dolasıyla işi bırakıp çekildim.

Suriyeli LGBT topluluğuna yönelen cinayetler

Türkiye’de yaşayan Suriyeli LGBT topluluğunun bireylerinin sayısı hakkında doğru veya yaklaşık bir istatistik bulunmamaktadır. Bunun nedeni çoğunun bir resmi kimlik belgeleri yoktur ve bir kısmı da kendi cinsel eğilimlerini toplum içinde açıklamayı istemiyor. Ancak resmi şekilde belgelenen suçlar ve uğradıkları ihlallere bakılırsa, Türkiye’de büyük sayılarda olan varlıkları anlaşılmaktadır.

LGBT cinayetlerinin en bilineni 2016’da İstanbul’da Wisam el-Senkeri adıyla bilinen Suriyeli şahısın başına gelen cinsel yöneliminden dolayı katledilip cesedi vahşice parçalanması olayıdır. İstanbul’da yaşayan on yedi yaşında transseksüel Asya Siyahir Türk bir vatandaş tarafından yüzüne yanan asit atılarak saldırıya uğradı, yüzünde üçüncü derece yanıklar ve gözlerinden birinde görme kaybı oldu. Asya Siyahir’in uğradığı saldırı haberini yayınlayan Bianet Türk haber sitesine göre polis, Asya tarafından kimliği tespit edilen saldırgan Emre Boztürk’ün tutuklamasını erteledi. Ancak hakkındaki suçlamalar asla işlediği suç düzeyinde değildi ve soruşturmanın kasten yaralama suçlamasıyla bittiği biliniyor. Bu suçlamanın cezası da en fazla 3 yıla kadar hapis cezası olabilir.

Türkiye yönetiminin tutumu

Türkiye’de LGBT topluluğuyla ilgilenen en eski hukuki gruplardan birisi olan Kaos GL kuruluşuna göre Türkiye’de eşcinsellerin karşıtlığı muhafazakâr medyanın yanı sıra sosyal medya ile ilgili bir durumdur.

Türkiye Cumhuriyeti hukuk ve kanunlarına göre eşcinsellik bir suç olarak sınıflandırılmamasına rağmen eşcinsellere karşı olan kin ve nefret ülkede yaygındır.

Geçtiğimiz yıl Türkiye hükümetinde bir eşcinsel karakterin yer aldığı bir dizi için çekim izini almayınca, Netflix platformu diziyi iptal etmek zorunda kaldı. Spor ürünleri satan Fransız şirketi Decathlon Türkiye’deki LGBT topluluğuyla dayanışmasını ilan ettikten sonra bir Türk boykot kampanyası tarafından hedef alındı.

Aynı bağlamda ramazan ayının ilk Cuma namazında korona salgını yayılmasının gölgesinde Türk Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş eşcinsellik ile hastalıkların yayılması arasında bir bağ olduğu ifadesinde bulundu ve 22 Nisan 2020 tarihinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Erbaş’ın bu söylemleri savunuldu.

Uluslararası LGBT Topluluğu Derneği tarafından yayınlanan LGBT hakları endeksinde 2020 yılında Türkiye’nin sıralaması düşmüştü, yayınlanan raporda yer aldığı 49 ülke içinde 48.sıraya gelmişti.

Türkiye’de 2020 yılında Kaos GL tarafından 2000’den fazla LGBT topluluğa karşı ayrımcılık içerikli olarak sınıflandırılan gazete makaleleri sayıldı. Bu sonuç 2019’a göre %40’lık bir artış demektir.

Lambda İstanbul LGBT hakları kuruluşunda gönüllü olarak çalışan eşcinsel Türk vatandaşı Murat Yıldız’a göre Türkiye’de son dönemlerde Suriyeli veya Türk LGBT topluluğuna karşı, ayrımcılık artmaktadır. LGBT topluluğu bireyleri cinsel eğilimini açığa çıkardığı zaman, sokakta gündüz vaktinde olsa bile yürümekten korkar halde oluyorlar.

Yıldız Al-Hal Net’e konuşmasına devam ederek; eşcinselleri tamamen toplumdan dışlamaya çalışan Türk hükümeti tarafından kışkırtma ve nefretle dolu yapılan konuşmalardan dolayı Türkiye’de bazı insanlar eşcinsellere hain olarak bakmaya başladı.

Bireysel çabalar ve LGBT topluluğu kuruluşları

Suriyeli LGBT topluluğunu korumak amacıyla İstanbul’da 2017’de kurulan 2019’a kadar aktivitelerini devam ettiren Eman projesi müdürü Al-Hal Net ile yaptığı konuşmada şunları aktardı: biz projemizi 5 katlık bir evi kiralayarak basit şekilde başlattık. Türkiye’ye yeni gelen Suriyeli ve Arap LGBT topluluğu bireylerini ikamet ettirmek yerine, psikolojik destek, dil kursuları ve çalışma fırsatları sunmak gibi temel hizmetleri temin etmeye çalıştık.

Adını açıklamak istemeyen proje müdürü projenin durma nedenini sorduğumuzda şöyle bir açıklamada bulundu: siyasi durum, bize gelen tehditler ve müdürü yabancı veya mülteci olunca bu tür projeler Türkiye’de hoş karşılanmamaktadır

İstanbul’da yaşayan ve soyadını açıklamak istemeyen Suriyeli eşcinsel aktivist Reyyan, İstanbul’a yeni gelen ergenlik döneminde olan Suriyeli LGBT topluluğu bireylerini desteklemek için Wisam el-Emel adıyla küçük bir birlik oluşturduğunu söyledi.

Al-Hal Net’e konuşan Reyyan, proje hakkında şu bilgileri aktardı; arkadaşım Wisam el-Senkeri öldürülmesinden önce sürekli ölümle tehdit edildiği için Suriyeli LGBT topluluğu işleriyle ilgilenen kuruluşlara başvuruyordu ancak hiçbir taraf ona bir şey sunup koruyamadı, dolasıyla bir tavır koymak adına bu projeyi yapma kararını aldık.

Wisam el-Emel projesinin işleri geniş büyük bir evde yürüttürülüyor. Wisam el-Senkeri’nin öldürülmesinden birkaç ay sonra hayata geçirildi ve 2020 yılına kadar işlerini devam ettirdi. Projenin en önemli amaçlarından biri, ergen olan eşcinsellerin basit temel ihtiyaçlarını karşılamaktır.

Projenin maddi sponsorluğu hakkında Reyyan şöyle konuştu: bu proje arkadaşlarımın ve benim bireysel emek, çaba ve maddi imkanlarımızla kuruldu. Bize yönelik birçok ırkçı olaylar ve tehditler nedeniyle Wisam el-Emel projesindeki işlerimizi durdurmaya mecbur kaldık.

Projenin özellikle Suriyeli LGBT topluluğunun ergenler ve küçük yaşta olan bireyleriyle ilgilenmesinin nedenini sorduğumuzda Reyyan’ın yaptığı açıklama şöyleydi; İstanbul’a gelen LGBT’lerin çoğu İstanbul’un onlar için güvenli bir yer olduğu düşüncesiyle geliyorlar başlangıçta, ama gerçek bildiğimiz gibi bu düşüncenin tam tersidir. Ancak bazıları gelmeleriyle beraber cinsel eğilimlerinden dolayı kötüye kullanıldı, şantaja uğradı ve sayısız başka durumlara düştüler. Bu yüzden arkadaşımız Wisam el-Senkeri’nin benzer kaderiyle başkalarının karşılaşmasını engellemek adına geldikleri ülkenin en az kendi ülkeleri kadar tehlikeli olduğunu anlatmak ve yeni gelen LGBT’lerin farkındalık seviyesini yükseltmek gerekiyor.