Irak’taki Çin şirketlerinin siyasi çekişmedeki rolü nedir

Irak’taki Çin şirketlerinin siyasi çekişmedeki rolü nedir
أستمع للمادة

Irak’taki siyasi kriz ışığında, ülkedeki Çin şirketlerinin meselesiyle ilgili tartışmalar tırmanıyor. Irak, Çin’in bölgedeki ilk ticaret ortağı, Suudi Arabistan ve Rusya’dan sonra üçüncü büyük petrol tedarikçisi olarak yer alıyor. Şimdiki dönemde birçok gözlemci ABD’nin bölgedeki varlığını azaltma niyetinden ve Çin’in ortaya çıkacak boşluğu doldurma girişiminden bahsediyor. 

İran, ABD ve Çin arasındaki anlaşmazlıkta stratejik bir konuma sahiptir. Irak’ta geniş bir siyasi, askeri ve sosyal etkiye sahip olmasından dolayı Çin ile ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Aynı zamanda ekonomik açısından durumunun kötüleşmesinin bir sonucu olarak Çin’e olan bağımlılığı artıyor. 

Pekin’in finans ettiği Irak’ta bin okul inşa etme projesiyle ilgili yapılan anlaşmanın hayata geçirilmesinden sonra, Çin’in Irak’ta yatırım yapma ve proje uygulama alanına güçlü girişi hakkında konuşmalara oluyor. Ancak Çin’in Irak kentlerinde yatırım alanında yer alması, petrolü ipotek eden ve Irak ekonomisinin sürdürülebilmesini etkileyen Çin-Irak anlaşmanın tehlike yarattığı nedeniyle olumsuz yönleri hakkında farklı taraflarından birçok uyarı geldi. 

Güney Irak’ta ve IŞİD kontrolünden kurtarılmış kentler baştan olmak üzere Irak’ın farklı şehirlerinde faaliyet gösteren yabancı şirketlere yönelik tehditlerden bahsediliyor. Buradaki amaç ise Çin şirketlerine çalışma alanı sağlamaktır. 

Güney Irak’ta çalışan yabancı şirketlere yönelik tehditler

Siyasi aktivist Muhammed Musa, Güney Irak’ta faaliyet gösteren yabancı şirketler, özellikle Koreli, İtalyan ve Alman şirketleri Irak’ta bulunan Çin şirketleri pahasına İran’la bağlantılı silahlı grup ve milisler tarafından tehdit edildiğini söyledi. 

Musa, Al-Hal Net sitesine yaptığı konuşmada: çalışma yerlerinden çekilmeye zorlamak adına yabancı şirketler tehdit ediliyor. Iraklı ve yabancı çalışanları defalarca kaçırıldığına şahit olundu. 

‘’ Irak hükümeti, yabancı şirketlerin çalıştıkları yerlerin şehir merkezinden uzak olmasına rağmen onlara yeterli güvenlik korum sağlamadı. Bu şirketlere yönelik tehditlerin amacı Irak’taki Çin şirketlerine petrol sahalarında, inşaat projelerinde, konut, elektrik sektöründe ve okullar inşa etme alanında yatırım yapma fırsatı sunmaktır’’. 

Irak Petrol Bakanlığı yetkilisi İhsan el-Attar şunları aktardı: Shell, ExxonMobile ve diğer yabancı şirketler, Amerika ve Avrupa’ya düşmanlık duyan bir ortamın ışığında, güney Irak’taki bulunan iş yerlerini boşaltma sürecindedir. Yerlerine daha esnek standartlara sahip Çin şirketleri dolduracaktır. 

El-Attar: şimdi birçok yabancı işçi Irak’a gelmeyi kabul etmiyor, bu da Irak Petrol Bakanlığı’na gerekli işgücünü sağlamak adına maaşlar, ulaşım masrafları gibi aylık milyonlarca dolar bir ek maliyet çıkarıyor. Bunun yanı sıra güvenlik ve koruma şirketleri, hayat sigortası için yapılan sözleşmelerin masrafı da söz konusudur. 

Çin-Irak anlaşması doğrultusunda, Irak’taki proje uygulanması karşılığında bir Çin bankasında kredi hesabı açarak, Irak’ın Çin’e tedarik ettiği günlük yüz bin varil tutarındaki gelir, Irak’ta proje uygulayan Çin şirketlerine ödemek üzere yatırılacak. 

Adı geçen anlaşma yirmi yıllık bir anlaşmadır. Okul, hastane, yol, köprü, elektrik ve sanitasyon gibi altyapı projelerine odaklanıyor. 

Çin şirketlerinin çıkarları için IŞİD’ten kurtarılan şehirlere yönelik yapılan baskı

Al-Hal Net’e bir medya kaynağının bildirdiğine göre, IŞİD kontrolünden kurtarılan illeri kontrol eden milisler, bulunan yerel yönetimlere, yabancı şirketlerle bilgi vermeden proje uygulamak için hiçbir sözleşme yapma hakkı olmadığını bildirdi. 

Aynı kaynak şunları da ekledi: İran’a sadakatli milislerin bu kararın arkasındaki amacı, birçok yeniden yapılandırma projelerine tanık olan illerde proje uygulama alanını yabancı şirketlerin önünde kapatmaktır. 

Bahsetmeye değer ki Ninova, Anbar ve Salaheddin eyaletleri, 2014 yılın yazında IŞİD tarafından ele geçirilmesinden sonra ciddi bir yıkılıma uğradı. İran’a bağlı milisler artık bu eyaletlerindeki ana yolları, geçişler ve Irak’ı Suriye’ye bağlayan sınır kapısını kontrol ediyor. 

Bazı Iraklı taraflar, Irak’ı sözde Çin Yeni İpek Yolu’nda önemli bir bağlantı noktası haline getirmeyi ve Irak’a yardım sağlayacak yeni mali gelirler etmek için ülkenin deniz limanlarını genişletmeyi ve kara ulaşım hatlarını yenilemeyi planlıyorlar. Ancak pek çok ekonomi uzmanlarına göre bu projelerin uygulanabilirliğini ve Çin şirketlerin verimliliğinden şüphe duyuluyor. Bazıları da bu projelerin ülke ekonomisine zararlı olduğu düşüncesi yanadır. 

Irak’taki Çin şirketlerini desteklemek, yeni başbakan için bir koşuldur

siyasi analist Muhammed el-Cemal şunu söyledi: Koordinasyon Çerçeve Güçleri, Irak hükümetinin başkanlık etme aday olan Muhammed Şeyya el-Sudan’ın önüne başkanlık varsayımını desteklemek için Çin-Irak anlaşmasını yeniden canlandırmak şart koştu. 

Al-Hal Net sitesine yaptığı konuşmada, silahlı gruplar ile mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi arasındaki ana çekişme noktasının Çin ile yapılan anlaşmayı uygulamamak olduğunu vurguladı.

‘’İran’a bağlı silahlı grup ve milislere, El-Kazımi’nin bir aydan fazla bir süre önce Irak’ın farklı eyaletlerinde bin okul inşa etmek adına Çin şirketleri ile imzaladığı anlaşma yeterli gelmedi, bu grup ve milislerin isteği anlaşmayı tüm maddeleriyle canlandırmaktır’’.

Aşiretlerin silahını Çin anlaşmasının yararına kullanmak 

Arap aşiretlerinin sözcüsü olan sayir el-Beyati’ye göre İran, Çin şirketleri pahasına yabancı şirketlerin yatırım yapmasını engellemek adına güney Irak’ın şehirlerindeki aşiretleri kullanmaktadır. Özellikle de ona sadık olanlardan yararlanmaktadır. 

El-Beyati, Al-Hal Net’e verdiği röportajda şunları aktardı: ilk başta olay milislerin yabancı şirketlere yönelik tehditleri ile sınırlıydı ancak şimdi bu milisler, Çin şirketlerinin bu bölgelerde yalnız çalışmasına fırsat sağlamak ve diğer yabancı şirketlerin çalışma alanında bulunmasını engellemek için aşiretleri protesto etmeye zorluyor. 

‘’ IŞİD kontrolünden kurtarılan eyaletler de artık sıraya girdi. İran’a bağlı siyasi partilere sadık aşiret şeyhleri var, bunların görüş ve oyları para ve pozisyon verme karşılığında satın alınıyor. Bahsettiğim bu şeyh ve aşiret büyükleri yabancı veya Körfez ülkelerinden gelen şirketlerin kendi bölgelerinde faaliyet göstermesini engelliyor ve Çin ile yapılan anlaşmanın hayata geçirmesini talep ediyor’’.