Koblenz’deki mahkemenin kararı, Suriyeliler arasında neden tartışmalara yol açtı?

Koblenz’deki mahkemenin kararı, Suriyeliler arasında neden tartışmalara yol açtı?

Alman Koblenz Mahkemesi tarafından, Devlet Güvenliği Şubesinde Soruşturma Dairesi Başkanı Albay Enver Raslan’a yönelik verilen ceza, Suriyeliler özellikle muhalif olanların arasında tartışmalara neden oldu. Muhaliflerin bir kısmı bu davayı Suriye’de adaleti kısmen de olsa yerine getirmek için bir zafer ve savaş suçlularının hesap vermekten kaçamayacaklarına dair bir işaret olarak bakarken, kalan kısmı ise bu cezanın Suriyeli protestocular yanlısı olan istihbarat ve güvenlik güçlerinin eski mensupları arasında korku yaratacağını düşünüyor. Dolasıyla rejim saflarından yeni muhalif çıkışlara engel olacaktır. Aynı zamanda Suriye krizinin siyasi karmaşıklığını boşa harcıyor ve Suriyelilerin siyasi bir çözüme ulaştıktan sonra tüm tarafların üzerinde mutabakat sağlayacakları bir geçiş ana yasası modelinin ortaya çıkmasını engelliyor.

Koblenz Mahkemesi tarafından 21 ay boyunca yürütülen dava kapsamında 29 davacı, aralarında Khatib cezaevinde işkenceye maruz kalanların bulunduğu 80 tanık, orduda ayrılan birkaç Albay ve savunma yanlısı bazı tanıklar ifadelerini sundu.

Davanın başlangıcında Raslan’a ölüm, tecavüz ve cinsel saldırıyla ilgili 58 suç yönlendirildi. Delil yetersizliğinden dolayı baş savcılık ofisi tarafından tanık sayısı düşürüldü. Ancak Yüksek Bölge Mahkemesi’ndeki yargıçlar, 58 yaşındaki eski Albay Enver Raslan’ın 2011 ve 2012’de Suriye’de sokaklara akan protestoların ilk döneminde insanlığa karşı suç işlemek ve en az 4000 kişiye yönelik ağır işkenceden sorumlu olduğuna ikna olmuşlardı.

Buna istinaden Enver Raslan, 13 Ocak’ta Koblenz Mahkemesi tarafından ömür boyu hapse mahkûm edildi. Görevinden ayrılarak, ülkeyi terk edip Avrupa’ya yerleşen Suriyeli bir istihbaratçı hakkında açılan dava bu tür davalara ilk örnektir.

Savunma Avukatı York Fratski, Federal Adalet Mahkemesine itiraz ettiğini açıklayarak verilen cezadan memnun kalmadığını açıkladı. Avukat Fratski’ye göre ‘’Enver Raslan tüm Suriye rejimi yerine sorgulandı’’.

Cezayı memnuniyetle karşılayanların olmasıyla beraber, şüphe duyan bir kitle de bulunmakta

İlk tepkide Koplenz’deki mahkemenin kararı, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından memnuniyetle karşılandı. Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya Genel Sekreteri Markos Biko ‘’mahkemenin çıkardığı karar, suçluların cezalandırılmasına ilgili küresel mücadele kapsamında önemli bir adımı temsil ediyor’’ dedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet diğer ülkelerin ciddi insan hakları ihlallerini soruşturma ve suçluları yargılamaya çağırdı.

Almanya Adalet Bakanı Marko Bochman’a göre bu karar öncü bir eylemdir ve diğer ülke mahkemelerinde benzer davaların başlatmasını umulduğunu belirti.

Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi (ECCHR) tarafından yapılan açıklamaya göre ‘’ Koblenz Mahkemesi’nde işkenceyle ilgili yürütülen bu davada tüm eksiklerine rağmen evrensel yargı kapsamında uluslararası ceza adaletinin neler başarabileceğini gösterdi’’.

Bağımsız Uluslararası Suriye Arap Cumhuriyeti Soruşturma Komisyonu’ndan Paolo Sergio Pinhiero ‘’verilen ceza, Suriye’deki savaş suçlarının mağdurları için adaleti yerine getirmek konusunda son derece de ihtiyaç duyduğumuz bir ilerlemedir’’ dedi.

Raslan’ın yargılanmasına ve Koblenz Mahkemesi tarafından çıkarılan karara karşı itiraz gösteren Suriyelilerin çoğu, Beşar Esad’ın amcası Rıfat Esad ve eski Suriye Devlet Başkan yardımcısı Abdülhalim Haddam’ın baştan olmak üzere uzun süre Avrupa ülkelerinde ikamet etmelerine rağmen, Suriyeliler hakkında suç işleyenlere karşı göz yumulurken, Avrupa adli mahkemeleri tarafından muhalefet saflarına geçen eski rejim mensuplarından asker ve subaylara yönelik davaların gerekçelerine dair sorular sormaktadır.

Hukuk uzmanlarının açıklamalarına göre evrensel yargı yetkisini (meşruiyetini uluslararası sözleşme ve protokollerde alan, 1969’da Viyana Antlaşmalar yasası Sözleşmesine dayanarak imzalayan ve herkes tarafından uygulaması gereken bir ilkedir) benimseyen Alman yasalarına istinaden Alman yargı makamları, savaş suçları ve insanlığa karşı suç işleyenler hakkında Almanya topraklarında ikamet etmeseler bile, belli koşullar çerçevesinde ( Almanya topraklarında bulunan mağdurların dava açma talebinde bulunmaları şartıyla) soruşturma başlata bilir. Aynı zamanda bu suçların uluslararası yasaya uygun şekilde zamanaşımına uğramayacağını vurgulandı.

Şam’ın İnterpol’deki ofisi ile Avrupa’da açılan davalar arasında bir bağlantı var mı?

Bahsetmeye değer ki son zamanda Şam’ın İnterpol’deki (Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı) üyeliğini etkinleştirmesinden sonra, muhalefet saflarına katılan eski Esad yanlısı muhaliflerin ortamlarında bir korku dalgası yayılmaya başladı. Ancak İnterpol tarafından mahkeme celbi kararı çıkan kişilerin uluslararası bir mahkeme talep etme hakkı bulunmaktadır.

İnterpol’ün Şam’daki ofisinde eski yetkili muhalif Albay Muhammed Mufid Andani’ye ait bir ses kaydı 21 Ekim 2021’de yayınlandı. Andani, ‘’rejim siyasi muhaliflere suç dosyaları oluşturmak, İnterpol’ün üye ülkelerine ulaştırmak konusunda ustadır. Bunu da askeri ve milli güvenlik şubeleri veya Devlet güvenliği idaresinden çıkarılan ve kendi yetkisinde olan yargıçlar tarafından onaylanan dosyaları kullanarak gerçekleştiriyor’’ söylemişti.

Yayınlanan ses kaydına dayanarak Al-Hal Net bazı konuları aydınlatmak adına Andani’yle iletişime geçti. Andani konuşmasında şunları aktardı ‘’Esad rejimi ile İnterpol arasındaki ilişkilerin normale geri dönmesi, muhalif oluşum ve kişilerin hedefe alınacaklarına dair bir işarettir. Aynı zamanda rejim teşkilatına uluslararası örgütün veri tabanlarına erişim izni vermek demektir’’.

Suriyeli subay, kovuşturmalarla ilgili konuşmasına şöyle devam etti: kovuşturma uluslararası kararların öngördüğü gibi Suriye halkı tarafından sıkıca talep edilen bir konudur. Ancak yapılacak kovuşturmalar Esad’ı ve etraftaki yetkilileri de kapsamalı. Koblenz davası, içinde rejimin katkısı bulunduğu artı niyetli kovuşturmalar için bir başlangıç noktası olmamalıdır.

 Koblenz Mahkemesi’nin kararı tüm suçluları hedefliyor

Bu bağlamda Suriye Hukuk Araştırma Merkezi’nden Avukat Michel Şammas’nın ifadesini aktarıyoruz: Avrupa’da yıllardır devam eden yargıç sureci, Suriye’de ciddi insan haklarına ihlaller işleyen herkesi hedefe alıyor. Biz- bu dosya üzerine çalışan takım- olarak, insan hakları alanında ilgili Suriyeli ve uluslararası örgütlerle iş birliği kurarak, Avrupa’nın farklı bölgelerinde 4’ü Almanya’da, 7 dava aça bildik.

Al-Hal Net’e konuşmasına devam eden Şammas: açılan davalar Beşar Esad kendisi ve kardeşi Mahir Esad başta olmak üzere Esad rejiminden 69’dan fazla yetkili hedef aldı. Unutmayalım ki daha önce Ali Memluk, Cemil el-Hasan ve Mahmut Abdul salam hakkında tutuklama emirleri çıkarılmıştı.

Raslan davası ve Koblenz Mahkemesi’yle ilişkin konuşan Şammas: Raslan bir Esad muhalifi olarak değil, birçok kurbanlar hakkında insanlığa karşı suç işlediğinden dolayı yargılandı. Ve hiçbir güç mağdurları Raslan’a yönelik dava açma konusunda engelleyemez.

‘’biz bugün bu davayı arkamızda bıraktık. Humus askeri hastanesinde tutuklanan hastalara insanlığa karşı suç işleyen Suriyeli Doktor Alaa Musa davasının ilk oturumunun başlaması sabırsızlıkla bekliyoruz.

‘’ önümüzdeki aylar içinde Ahmed Cibril liderliğinde Halk Cephesi milislerinin genel komutanlığında yardımcı olan şahsın yargılanmasını bekliyoruz.  Müveffek D adıyla bilinen sanık UNRWA’dan yardım almayı bekleyen halk sırasını havan mermisiyle hedefe almakla suçlandıktan sonra, aylar önce Berlin’de göz altına alındı. Bu saldırıda aralarında yaralı ve ölü bulunduğu 30 kişi kurban oldu. Önümüzdeki mayıs ayında davanın başlamasını bekleniyordur.

Suriyeli Avukat: gelecekte herhangi bir taraftan olursa olsun, tüm suçlular hakkında davalar açılacağını umuluyoruz. 

Suriyeli Avukat konuşmasının sonunda, cezaevlerinde ölümden dönen ve ellerinde kanıtlar bulunan tüm Suriyeli kurbanları, ikamet ettikleri yerde yetkili taraflara ulaşmaya çağırdı. 

Koblenz Mahkemesi, geçiş dönemi değil seçici bir adalet modelini uyguladı 

Askeri ve stratejik analist Abdul-Cebbar el-Akidi’nin farklı bir görüşü var. Al-Hal Net’e yaptığı konuşmada bunu vurguladı: adalet tüm Suriyelilerin talebidir ve bu davaların başlatmasıyla mutluluk duymaktan haklılar. Ancak bu tür davalar Suriye halkı hakkında suç işleyen herkesi kapsamalıdır. Ama bakılırsa Koblenz Mahkemesi’nde yargılanan, rejimden muhalefete geçen eski bir subaydır. Hala İş başında olanlar, ellerindeki güç ve yetkiyle halkı korkutanların yargılanması daha yararlı olacaktı. 

İfadesine devam eden el-Akidi: yasal kovuşturma, emirleri veren büyük subaylardan başlamalı. Yani rejim başı Beşar Esad, kardeşi Mahir, güvenlik şubeleri ve ordu kolorduların başkanları, İtalya’da bulunan Suriyeliler hakkında insanlığa karşı suç işleyen Ali Memluk gibi nüfuz sahiplerinden başlamalı.

El-Akidi adaleti seçici şekilde uygulanmamaya çağırdı. Fransa gibi evrensel yargı yetkisini benimseyen bir ülkede ikamet eden Beşar Esad’ın amcası Rıfat Esad’ın 40 yıl boyunca cezasız kalmasına karşı şaşırdığını belirt.

Siyasi ve stratejik araştırmacı Esad’ın subayları ve tutuklulara ağır işkence uygulayan istihbaratçılar dokunulmazlıktan yararlanırken, muhalif saflarına katılan eski rejim yanlısı subayların Koblenz Mahkemesi’nde yürütülen dava, kendilerini hedefe alan bir dava olarak gördüklerini vurguladı. 

Konuşmasını sonlandıran araştırmacı: bu davanın içerdiği mesaj Suriye rejimini sevindiriyor. Rejim bu davayı fırsat olarak değerlendirecek. Böylece insan hakları örgütlere kovuşturmayı başlatmak amacıyla rejimin kaçan subayların listesini sunacağını görsek şaşırmamamız lazım. 

Koblenz Mahkemesi duruşmalarının sona ermesiyle, bu ayın 19’unda Frankfurt Yüksek Bölge Mahkemesi’nde Suriye’deki çatışmalar esnasında işlenen işkence ve cinayetlerle ilgili bir dava başlayacak. Bu davada tutuklulara yönelik işkence yapmak ve kasten adam öldürmeye teşebbüs suçuyla Suriyeli bir doktor yargılanacak. Bu da Alman mahkemelerin Suriye’deki işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilişkin davaları sürdürmekten ısrarlı olduklarını gösteriyor.