Bağdat 30°C
Şam 18°C
Çarşamba 21 Nisan 2021
Etkisiz kalan Astana zirvesi ve Washington’un tutumundan endişelen üçlü kurucu - الحل نت
Etkisiz kalan Astana zirvesi ve Washington’un tutumundan endişelen üçlü kurucu

Etkisiz kalan Astana zirvesi ve Washington’un tutumundan endişelen üçlü kurucu


Astana zirvesi liderliğini yapan (Rusya, Türkiye, İran) ülkelerin, Suriye dosyasına yaklaşım şekli Soçi’de gerçekleştiren son zirveyi büyük  derecede etkilemiştir. 15.kez yapılan bu zirve sonuçsuz bir prosedürün  devamı olduğu ortaya çıktı. Zirvenin kaderi yukarıda adı geçen ülkelerin kendi arasında ve diğer taraflar ile olan ilişkilere bağlanmaktadır.

Askeri gerçeklere ve kesişen uluslararası sorunlara karşı dayanmaya çalışırken yapılan bu zirvede kurucu güçlerin elde edilen sonuçları uygulama prosesinin ne kadar kırılgan olduğu belli olmaktadır.

Bölgesel davalarda Washington’un bakış açısını bekleyen üçlü kurucu, bu zirveyi gerçekleştirerek Suriye ile ilgili görüşmeleri henüz başlatmayan yeni Amerika yönetimine kendi görüş ve isteklerini iletti.

Bu kez Bağdat, Beyrut ve Amman’ın gözlemci olarak katılmasından hoşlanan kurucular, bu zirve diyaloglarının sonuçsuz veya eski sonuçların tekrarı olacağını bilmektedir.

Washington’da siyasi gelişmeleri endişeyle takip eden üçlü kurucu, eski Amerika yönetimi tarafından sunulan tarihi fırsatları yeniden elde etmenin imkânsız olduğunun farkındalar. Bu yüzden zaman kazanmak amacıyla askerleri ve kendilerine bağlı olan grupları hareket ettirmeye başladılar, şöyle ki: Suriye kuzey doğusunda Rus askeri takviyeleri, ayn İsa bölgesinde SDG ile temas noktalarında kışkırtma yapan Türkiye, SDG ve Washington’a karşı Deyrizor kırsalında Rakka ve Haseke’de Arap aşiretlerini ayağa kaldırmayı çalışan İran, dini aşırılık yanlısı bazı grupları- Şam Kurtuluş Heyeti gibi- uluslararası kamuoyuna orta eğilimli bir grup olarak tanıtmak.

Amerika’nın yeni hükümeti içinde, bölgede Amerikan rolünü güçlendirmek ile uğraşan, aynı zamanda Rusya’nın rolünden, Türkiye’nin davranışlardan hoşlanmayan ve İran’a karşı değişken tutumu olan bir siyasi takım görülmektedir. Bu takımın devreye girmesiyle üçlü kurucu, Washington nüfuzunu engelleme çabalarının faydasız olacağını bilmektedir. Planlarını hayata geçiremeyen bu takımın görüşleri nispeten de olsa  bilinmektedir. Rusya’ya göre bu  çözümü engellemek, Türkiye ise kendi siyasi ağırlığını marjinalleştirmek ve İran  bunu kendi  durumuyla ilgili engel olarak görmektedir.

Bu üçlü anlaşma, gerçek durumu görmezlikten gelme girişimidir ve Suriye’deki savaşı kökten çözme etkisini kayıp eden bir anlaşmadır, bu birkaç nedene dayanıyor:

  1. Türkiye tarafından benimsenmeyen, Suudi Arabistan- BAE-Mısır ekseninden uzak duran, muhalefetin içindeki çatlaklar.
  2. İsrail’in arenaya girmesinden dolayı İran’ın durumuyla alakalı bir dizi zorluklar ortaya çıkması.
  3. Rusya’nın SDG’yi kazanma konusunda zorlandığından mütevellit sorunlar.
  4. Washington’un varlığı ve Şam’ın ekonomik kaynaklara ulaşmasını engellemesi.
  5. Sonuç olarak Astana adı altında yapılan bu görüşmeler sadece medyada görünmek ve diğer rakip ülkelerden rol çalmak için denemelerdir.

Önceki üç kutup arasındaki çıkar alışverişi dönemi (Tahran ve Moskova’nın müttefiki olan Esad’a Halep ve Şam kırsalının teslim edilmesi karşılığında Türkiye’ye Afrin ve Al Bab’da nüfuz sahibi olma hakkı vermek gibi) bitmek üzeredir.

Bu üçlünün nüfuzundan etkilenmeyen bazı taraflar SDG gibi Biden idaresinden koruma sözleri elde etme umuduyla Şam’ın müttefiklerinin istediklerinden kaçınmaktadır.

Bahsettiğimiz bu üç gücün arasındaki anlaşma, Suriye ve bölgesel arenada potansiyel olayların ilerleme şeklinden dolayı, çökme ihtimali ile yüzleşebilecektir. Buna gösterilecek sebepler:

Birincisi: Türkiye, Rusya ve İran ile aynı eksende bulunduğu için ABD yaptırımlarından endişeleniyor.

İkincisi: Batı, Rusya’yı Suriye konusunda müzakereye davet ederse, bu, Rusya’nın Suriye yapılanmasında batıyı ortak olarak kazanma mücadelesini kolaylaştıracaktır. Aynı zamanda bu üçlü güç kendisi de nükleer anlaşmasının geleceği ile ilgili yapılacak müzakerelerde İran ile takasa girecektir.

Astana meselesiyle ilgilenen üç ülkede bu görüşmelerin Ortadoğu’daki dosyalar için yapılacak müzakerelerde bir takas aracı olduğunun farkındadır.


Yorumlar