Bağdat 30°C
Şam 21°C
Cuma 18 Haziran 2021
Karışık uluslararası ilişkiler Esad’ı bugüne kadar ayakta tuttu - الحل نت

Karışık uluslararası ilişkiler Esad’ı bugüne kadar ayakta tuttu


Almanya, Fransa, Britanya, İtalya ve Amerika dışişleri bakanları Esad’ın seçimleri gerçekleşmeden, ortak bir açıklamayla bu seçimlerin özgür ve adil olmayacağını belirti. Buna göre; Rusya bu seçimleri ne kadar takdir edip özgürce yapıldığını savunsa da bölgede ve uluslararası toplumda seçimlerin hiçbir meşruiyeti yok. Esad iktidarını yedi yıl uzatması, BM kararlarına göre çizilen siyasi süreci ihlal etmekte ve mültecilerin geri dönüş konusunu zorlaştırmaktadır.

Suriye’de kötüleşen insani durum etkili devletleri ne kadar zorlasa da, Suriye krizine çıkış bulmak bu devletlerin öncellikli sıralamasında yer almamaktadır.

 Katılım oranı ve aldığı oy sayısındaki tutarsızlık, Esad için bu seçimlerin özgürce yapıldığını kanıtlamanın bir öneminin olmadığını ortaya çıkarıyor. Rejim kontrolü altında olan Suriye Güneyinin seçimlere katılmamasına rağmen, Esad seçim gününün sorunsuz bir şekilde geçmesini sağladıklarını ifade etti.

Esad Suriye halkına boyun eğdirebildiğini ve muhalefetin hiçbir tehdit oluşturmadığına dair Rusya, İran, uluslararası toplum ve Arap dünyasına bir mesaj gönderdi. Dolasıyla Moskova ve Tahran’ın desteğine güvenen Esad, uluslararası ilişkileri canlandırmak için sadece zamana ihtiyaç duyduğu iddiasında bulundu.

Esad yönetimi pekiştirmek amacıyla halkı vahşice bastırmak ve uluslararası toplum tarafından yasaklanan silahları kullanmakla durmadı, muhalefet 2013’te onu devirmek üzereyken Humus kırsalında Al-kusayr’da İranlı mezhepsel milislerden destek alarak ilk zaferlerini elde etti. Bu noktadan sonra Halep, Şam, Zabadani, Ebu kemal ve güneye doğru İran nüfuzunun önüne yol açıldı.

 BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin tarafından vetoyu kullanarak defalarca Esad’ı suçlanan kararlar duruldu, dolasıyla İran Devrim Muhafızları 2015’in sonbaharında Rusya’yı müdahale etme çağırısında bulunda.

Esad’ın yönetimini pekiştirmek konusunda İran ve Rusya birbirlerini tamamlıyor diye biliriz. Rejim yıkılmak üzereyken İran milisler yoluyla insan desteği sağladı. Rusya ise Esad’a havadan askeri destek verdi. Ancak Rusya’nın verdiği destek bu noktada durmadı. Bir yandan muhalefeti ehlileştirmek için uzlaşmacı ittifaklar kurdu, bu çerçevede Türkiye ile siyasi diyalogda bulundu, böylece muhalefettin ellinde bulunan geniş bölgeleri rejimin elde etmesini sağladı.

Diğer yanda Suriye’deki Rus nüfuzunu kabul eden uluslararası toplumla arabuluculuk rolünü üstlendi. Bununla beraber kendi toprağının güvenliği ile ilgilenen İsrail ile arabuluculuk yaptı.

Suriye’ye müdahale etmekle Hmeymim hava üssü ve Tartus’daki deniz üssü sayesinde Moskova Ortadoğu’da büyük nüfuz alanına sahip oldu. Rusya’nın bu nüfuzundan vazgeçmesi mümkün değil. Hatta birkaç gün önce Hmeymim üssüne uzun menzili nükleer başlıklı füzeler gönderdi. Moskova çıkarlarını korumak için Esad’ın iktidarını devam ettirmesinden farklı maceralara ihtiyaç duymamaktadır. Muhalefeti kendi lehine çekme girişimleri başarısız olan Rusya, aynı zamanda Suriye’de Tahran ile çatışmayı tercih etmemektedir.

Esad, Rusya ile ilişkinin dengesini korumak konusunda İran’a büyük derecede güvenmektedir. Ancak Rusya, İran’ın sistemi ve askeri birimleri kurcalamasından rahatsızdır. Bu yüzden Rusya, İranlı Devrim Muhafızları ve milisleriyle çatışmadan uzak paralel bir orduyu oluşturmaya çalışmaktadır.

İsrail, Rusya’nın müsaadesiyle İran mevkilerini bombardıman altında tutuyor. Özellikle uzun menzili füzelerin Hizbullah’a ulaşmasını engellemek ve Balistik füze fabrikalarını vurmak için. Ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda İran, Moskova ile rekabet ediyor ve sahip olduğu rolü boyutlanmasına İsrail tarafından gerçekleşen bu saldırılarda yetersiz kalıyor.

Suriye kriziyle ilgili Batı’nın yaklaşımı yaptırımlara dayanıyor. Amerika ve Avrupa tarafından uygulanan yaptırımlar devam etmektedir. Yaptırımlardan en barizi Suriye imarı meselesinde şirket ve devletlere engel olan Sezar Yasasıdır. Biden yönetiminin tarafından benimsenen stratejinin ana temeli; Çin denizindeki stratejisinde dolayı Ortadoğu’da varlığını kısıtlamaktır. Buna rağmen İran meselesi Amerika yönetiminin öncellik sıralamasında yer almaktadır.

Biden yönetimi İran ve yayılma planını kontrol altına almak konusunda isteklidir. Bu nedenle Tahran’la 2015’te kurulan ittifaka dönmek istiyor. Avrupalıların arabuluculuğuyla gerçekleşen Viyana müzakerelerinin son turu bitmemesine rağmen, bahsi geçen ittifaka dönülürse İran’ın, Suriye, Lübnan ve belki Irak’ta yayılmasına neden olacaktır.

Nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmak, Suriye’de İran’ın askeri varlığını azaltmak ve İsrail’in taleplerine göre Balistik füze üretimini kısıtlamak demektir. Bu da siyasi sürecin Rusya’ya yeni kapılar açmasına doğru ilerletecektir.

Esad, yeniden seçilmesiyle, halkı kontrol etmekte hala etkili olduğunu Rusya’ya kanıtladı. Muhalefet uluslararası arenada kabul edilen çözümleri sunmakta başarısız oldu. Dolasıyla çıkarlarını korumak amacıyla Rusya, Esad’ın iktidarını devam ettirmek konusunda ısrarlı olabilir. Ancak Suriye’de hızlı şekilde kötüleşen hayat koşulların nedeniyle halk protestolarıyla yüz yüze kalabilir. Diğer yanda Cenevre ve 2254 BM kararına dayanan siyasi süreci arkada bırakmaya Batı’yı ikna etme sorunu da vardır.

Esad ile ilişkiyi yeniden kurumak isteyen Arap ülkelerine gelirsek; bu ülkeler, Esad’ın halkı bastırmakta başarılı olduğundan ve Arap halkına trajik olan Suriye örneğini sunmaktan mutluluk duyuyor, çünkü bunu kullanarak kendi halkını ayaklamadan korkutmak amacı ile malzeme elde etmiş oldular.

Yine de Sezar Yasasından dolayı Arap hükümetleri Esad ile ekonomik ilişkileri kuramaz ve Suriye’nin imarına katılamazlar, Suriye de Arap Birliği’ndeki koltuğuna dönemez.

İranlı milisler Suriye’den çekilirse bile, Esad’ın iktidarını devam ettirmek konusunda Rusya ısrarı nedeni ile uluslararası toplum Esad’ın rejiminin hakkında kesin bir karar alamıyor.

Washington’un ellinde Fırat doğusunda kalmak, özerk yönetimi ve Suriye Demokratik Güçlerine destek sunma kartı varken, BM kararlarına dönmek için Rusya’yı zorlamaya devam etmek yapabilecek tek harekettir. Çünkü uluslararası toplum için halkını baskı altına alarak benzeri görülmemiş şiddet ve suç işleyen bir rejim ile ilişkileri normalleştirmek ahlaki açıdan kabul edilecek bir durum değildir.



Yorumlar