Resul-i Azam kompleksi: İran, Suriye kıyılarında yer edinmeyi başaracak mı

Resul-i Azam kompleksi: İran, Suriye kıyılarında yer edinmeyi başaracak mı

Resul-i Azam kompleksi, Lazkiye şehir merkezine yakın Şariteh proje alanında yer alıyor. Suriye kıyılarında kültür, eğitim merkezleri ve sosyal merkezler içinde en önde gelen kurumdur. İnsan kadrolarının eğitilmesi, finans ve organizasyon açısında İran’a bağlıdır. Ayrıca kompleks, kendi aileleri ile ikamet eden İranlı milis üyeleri ile çevirili. Aynı zamanda kompleksin güvenliği bu kişiler tarafından sağlanmaktadır. 

Kompleks, Lazkiye’de Şii mezhebine ait ilk cami olarak 2006 yılında açılmıştı. Ancak 2011 başlarında Suriye’de başlayan halk protestolarının ardından Tahran’ın Suriye’de askeri müdahalesiyle beraber adı geçen cami İran tarafından kapsamlı bir kültürel, sosyal ve dini merkeze dönüştürüldü. 

Amerikan Foreign Policy dergisine göre İran Suriye toplumunun benimsediği geleneksel ideolojik referansı değiştirmeye çalışıyor. Bunun nedeni nüfuz alanını korumak, Lübnan ve Irak’ta olduğu gibi kolları aracılığıyla kontrolü ve hegemonyasını sürdürmektir. 

İran, Lazkiye’de Resul-i Azam kompleksinin kurulma aşamasında, eğitim misyonları kapsamında Şii doktrini okumak adına pek çoğu İran’ın Kum şehrine gönderilen Suriye kıyılarının halkına güvendi. Bununla beraber geçen yüzyıl, seksenlerde eski Suriye Cumhurbaşkanı Hafız Esad’ın kardeşi Cemil Esad tarafından kurulan Şii Murtaza Derneği’nin sunduğu tüm hizmetlerden yaralandı.

Suriye kıyıları halkının çoğu, Lazkiye’deki Resul-i Azam kompleksini Murtaza Derneği’nin bir uzantısı olarak görüyor. Ama tabii ki daha yüksek kültürel ve sosyal imkanlara sahiptir.

Lazkiye’deki Resul-i Azam kompleksinin yapı ve bölümleri

Güvenlik sebeplerinden dolayı adını açıklamayı istemeyen aktivist (G.H) şunları aktardı: Lazkiye’deki Resul-i Azam kompleksine sadece bir cami veya üniversite olarak bakılmamalı. İranlıların kademeli olarak genişletilmesi için çalıştığı kapsamlı bir kurumdur. 

Al-Hal Net ile yaptığı konuşmada Aktivist, kompleksin bölümlerini bu şekilde sıraladı: kompleksin diğer bölümleri ile özel ayrı girişi olan ve içinde On İki İmamlar mezhebine göre ibadet yapıldığı Resul-i Azam Camisi var. Caminin bitişiğinde bölge halkını kompleksin program ve faaliyetlerine cezbetmek adına nominal fiyatlara kiralanan cenaze töreni salonu mevcuttur. İran ve Suriye’de aldığı rolü hakkında olumlu bir imaj yaratmak, insanların ihtiyaç ve şikayetlerini dinlemek adına genel bir ofis. Ek olarak erkek ve kızlar için iki ayrı bölüm içeren Caferi Şeriat Lisesi de yer alıyor.

Kompleks, İdlib kırsalında yer alan el-Fuaa kasabasından gelen Şeyh Eymen Zeytun tarafından yönetiliyor. Yukarıda bahsedilen bölümlerin her biri için, görevleri başka bir bölümün kadrosuyla örtüşmeyen kendi özel kadrosu vardır. Kompleksteki iş fırsatları özellikle Suriye Şii toplumunun halkına veriliyor. Yalnız komplekste aynı zamanda belirli iş derecesine sahip olan İranlı şahsiyetler de çalışıyor.

Aktivistin aktardığına göre kompleksin faaliyetleri, binasında bulunan kurumların düzenlediği programlar ile sınırlı değil. Çünkü Kardaha kentinde yer alan Aynı el-Arus bölgesinde Resul-i Azam Lisesi, Lazkiye kırsalında ve Ceble kırsalında bulunan Rasul-ayn köyündeki gibi başka liseler açıldı. Kompleks tarafından açılan liseler sözde Suriye Eğitim Bakanlığı’nın bünyesinde yer almasına rağmen tüm eğitim, öğretim ve dini yönleri ile İran dini referansına tabidir.

Lazkiye ve Suriye kıyıları genelinde hedef kesimler

Kompleks Hizbullah’a bağlı Lübnan’da yer alan Resul-i Azam Üniversitesi’nde veya İran’ın Tahran ve Kum şehirlerinde bulunan üniversitelerde burs vererek yetenekli ama maddi durumu el vermeyen öğrencileri hedef almaktadır. Gönderilen öğrencilerin büyük kısmı Caferi veya On İki İmamlar mezhebine uygun olarak dini eğitim alıyor. Mezuniyetten sonra Suriye kıyılarında bulunan komplekse bağlı kurumlarda istihdam ediliyor. Bazıları da tıp, mühendislik ve doğa bilimleri gibi fen bölümlerinde eğitim görebiliyor. 

Aynı bağlamda Al-Hal Net’e konuşan aktivist: kompleks yönetimi çeşitli yöntemleri kullanarak Suriye kıyılarındaki halka ulaşmaya çalışıyor. Mesela kompleksin kendi kadrosu akrabalarından muhtaç, yoksullar, uygun sağlık hizmetleri bulamayan hastalar, yetim ve dul olanları hedef alıyor. Ancak bilindiği üzere Resul-i Azam kompleksindeki çalışanlar sadece toplumun zayıf kesimleri değil aynı zamanda halk üzerine etkili şahsiyetleri de hedef almaktadır. Bunun örneği; Alevi aşiretleri arasında önemli dini ve sosyal etkiye sahip olan Gedir ailesinden bilinen bir şeyhi kendi saflarına çekmekte başarı kaydetmişti. 

Konuşmasını sonlandıran aktivist: Resul-i Azam kompleksinin eğitim ve kültür alanlarında düzenlediği faaliyetler halk tarafından açık bir destek veya muhalefet görmüyor. Genel olarak Şii mezhebine inanlar, Suriye kıyılarında küçük bir azınlık teşkil ediyor ve şimdiye kadar diğer mezheplerin mensupları ile açık bir çatışma veya gerginlik içinde bulunmadılar.

Resul-i Azam kompleksi ve Rus nüfuzu

Lazkiye’de bulunan Resul-i Azam kompleksi gibi İran’a bağlı kurumların başarılı olup olmadığı hakkında konuşan avukat İsa İbrahim’e göre günümüze kadar İran’ın kurduğu kurumların bölgede bir başarı kaydetmesi, imkânsız gibi görünüyor. Tam tersine Suriye kıyılarındaki Rusya varlığı sosyal açıdan daha kabul görüyor. Çünkü bölge halkının çoğuna göre İran ve yanlıları aşırı dindar ve kıyı halkının yaşam tarzı ile bağdaşmayan bir yaşam tarzını dayatmak peşindeler. 

Buna rağmen İbrahim’e göre İran’ın misyonerlik faaliyetlerinin başarılı olup olmadığı henüz çözülmüş bir konu değil. Çünkü yoksulluk ve sosyal güvensizlik insanları kendilerine bazı hizmetleri sağlayabilecek herhangi bir kuruma başvurma yönüne itebilir. Bununla beraber halkın çoğu, Suriye kıyısındaki Rus varlığının yaşam koşullarını olumlu olarak etkilediğini görmediler ve Rusların aldığı rolün Suriye devlet ve toplumunu aşırılık, ekonomik krizlere karşı korumak değil, sadece Esad ailesini mafya tarzında desteklemek olduğunu iyice fark etti.

İran’ın misyonerlik faaliyetlerini azaltmak 

Konuşmasına devam eden avukat İbrahim: aktardığımız gerçekler ışığında İran, kendi nüfuzunu devam ettirmek ve uyguladığı yöntemlere karşı duyulan toplumsal hoşnutsuzluğun üstesinde gelmek adına dini misyonerlik açısında daha az yoğun bir politika benimsemeye başladı. Yani faaliyetleri, artık Lazkiye’deki Resul-i Azam kompleksi gibi dini kurumları inşa etmek ile sınırlı değil. Bunun yerine İran, kamu ekonomik tesislerini ele geçirerek, kendi ürünlerini Şam yönetimi kontrolündeki bölgelere tanıtarak ve bir dizi subay, astsubay ve Şam yönetimi yanlısı olan kuvvetlerin mensuplarına aylık mali bir destek sunarak dini olarak değil daha fazla ekonomik alana odaklanmaya başladı. 

‘’İran’ın uygulamaya başladığı yeni politika, Suriye toplumunun dini, siyasi, bölgesel ve aşiret çelişkileri üzerinde oynayarak ve farklı Suriye bölgelerinde bulunan dini referansları İran siyasetine bağlayarak, sosyal yönü kapsıyor. Böylece halktan doğrudan inançlarını ve yaşam tarzlarını değiştirmelerini istemeden yerel toplum içindeki varlığını pekiştiren ekonomik, kültürel ve siyasi bir ağ yaratıyor.

İbrahim, konuşmasını şöyle bitirdi: İran, Arapça konuşulan ülkelerdeki rejim ve toplumların çelişki ve hassasiyetlerini kullanarak kendi lehine yatırım yapıyor. Dolaysıyla Lazkiye’deki Resul-i Azam kompleksi gibi kurumlar Tahran’ın faaliyet ve programının sadece bir parçasıdır. İran nüfuzuna karşı net bir projenin yokluğunu hesaba katarak Tahran, sağlam ve sürekliliğe sahip bir sosyal etki yaratmakta başarılı olabilir.