Viyana müzakerelerinde olası ABD-İran mutabakatı, Suriye’de Rusya’nın planlarını engeller mi?

Viyana müzakerelerinde olası ABD-İran mutabakatı, Suriye’de Rusya’nın planlarını engeller mi?

Viyana’da İran nükleer anlaşmasını yeniden canlandırmaya yönelik müzakereler devam ederken, ABD’nin yeniden anlaşmaya dönmesinin etkisi ve İran üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıları hafifletme konularıyla ilgili sorular ortaya çıkmaktadır. Olası gelişmeler Suriye’de İran’ın nüfuz haritasını değiştirecek mi? Suriye arenasındaki Rusya-İran ilişkilerinin aldığı şekil değişecek mi?

Geçtiğimiz nisan ayında başlayan müzakerelerin ilerlemesinde herhangi bir engelleme veya ABD’nin geri dönmesinde yaşanabilecek bir gecikme olması halinde İran, ABD’ye siyasi tırmanış içerikli mesajlar iletmek amacıyla Suriye arenasını kullanmaya devam edecek. İran bu mesajları geçtiğimiz temmuz ayında Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD üslerine yönelik yapılan tırmanma yoluyla iletti.

İran, Suriye’nin doğusundaki güçlerine yönelik ABD ve İsrail tarafından düzenlen bombardımanı durdurmak amacıyla pazarlık yapmaktaydı ve karşılığında milisler tarafından Deyrizor’daki ABD üslerinin hedef alınmasını durdurmayı teklif etti. Yapılan bu pazarlık nükleer dosyası ile Suriye’de İran nüfuzu arasındaki bağı daha güçlendirdi. ABD’nin Viyana müzakerelerinde Tahran’ın bölgedeki nüfuzunu da masaya koyma isteği bu bağın ne kadar güçlü olduğunu daha anlaşılan hale getiriyor.

Gözlemcilere göre ABD’nin anlaşmaya geri dönmesi İran için siyasi ve ekonomik bir atılımdır, Suriye’de Rus varlığı pahasına bir nüfuz genişletme fırsatı teşkil edebilir.

Rusya’nın rahatsızlığı

Uluslararası ilişkilerle ilgili siyasi araştırmacı Adil Atif’in bakış açısına göre; Rusya, Amerika’nın nükleer anlaşmaya geri dönmesi ile anlaşmanın yeniden aktifleştirilmesinin, İran’ın Suriye’deki varlığı lehine bir değişiklik olduğunun farkındadır. Çünkü yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş fonların serbest bırakılması İran’a nefes aldıran bir adım olacak, özellikle harap olan ekonomisini canlandırmak ve bölgesel çıkarlarını yerine getirmek (en baştan Suriye’deki rolünü güçlendirmek) için finansal imkanları sağlamak konularında. Bunlar da Rusya’ya rahatsızlık verecek olaylardır.

Al-Hal Net ile yaptığı görüşmede Atif şöyle devam etti; Şam hükümeti içinde İran yanlısı kesime göre nükleer anlaşma’nın yeniden canlandırılması, Suriye arenasında yaşanan siyasi etkileşimlerde yeni dönüşümlere yol açacak, dolasıyla Suriye savaşında bu kesimin benimsediği görüş ve düşünceler dayatılabilir. Ancak bahsettiğimiz bu ihtimal gerçekleşirse yine Rusya’nın rahatsız olacağı kesindir.

 Rusya’nın rahatsız olması yanı sıra Suriye meselesinde İran’ın müdahalelerine dair endişe ve korkuları var. Çünkü İran’ın müdahalesi Şam hükümetindeki siyasi çözümü ret eden tarafların tutumunu güçlendiriyor ve doğal olarak bu durum Rusya’nın tüm siyasi planlarına ve siyasi bir çözüm yaratma çabalarına bir yıkım demektir.

Suriye’de Rusya ile İran arasında rekabet olduğunun sürekli inkâr edilmesine rağmen gözlemcilere göre artık bu rekabeti saklama imkânı yok. Özellikle iki ülke Suriye krizinde önemli konumlar aldıklarından bu yana, ettikleri rekabet tüm ekonomik, siyasi, askeri, sosyal ve kültürel alanları kapsar hale geldi.

Suriye’de Irak deneyiminin tekrarlanması

İran işlerinde uzman siyasi analist Wijdan Abdulrahman’a göre; Rusya  veya İran olsun, her iki tarafın da gerçekleştirmek istediği kendi çıkarları var.

Al-Hal Net’e konuşmasına devam ederek; İran’ı durdurmak amacıyla İsrail ve Amerika tarafından düzenlenen hava saldırılarına rağmen, İran kendisini Suriye’de kazanmış olarak görüyor.

Abdulrahman, İran’ın Irak’ta uyguladığı stratejiyi örnek alarak durumu şöyle değerlendi: Suriye’de İran’ın müdahalede bulunmasını Irak toprağında uygulanan İran politikasına benzetebiliriz. Irak’ta Amerika’nın varlığına rağmen yine de İran Irak toplumu içinde yayılmak, siyasi ve ekonomik olarak nüfuzunu güçlendirmek, paralel milis ve hükümet kurmak konularda başarılı oldu.  Irak’a göre demografi ve mezhepsel olarak farklı olan Suriye’de İran askeri ve ideolojik üsleri inşa etmeyi yine de başardı. Bu durum Rusya tarafından Suriye’nin geleceğine ilişkin çizilen planlarda göz ardı edilmez bir durumdur.

Moskova ve Tahran anlaşmak zorundalar

Rus meselelerinde araştırmacı ve akademisyen Ömer Diyab Al-Hal Net’e yaptığı konuşmada bu detayları açıkladı: Rusya ile İran arasında iş birliği iki tarafın çıkarlarına hizmet ederek Suriye dışında birçok yerlerde devam etmektedir.

Diyab konuşmasına devam ederek: iki taraf arasındaki koordinasyon Suriye’de de devam ediyor. Nükleer anlaşma’nın başarılı olup olmadığına bakılmadan ve çıkarların kesişmesinden dolayı mevcut olan iş birliğinin devam etmesi kesindir.

Mısırlı araştırmacıya göre; Suriye’de Tahran ile Moskova arasında anlaşmazlık olduğunu biliyoruz ancak iki taraf arasındaki ilişkinin devam etmesinin kaçınılmazlığından dolayı Rusya ve İran çekişmeli konuları tartışmak ve aynı görüşte oldukları konuları güçlendirmek zorundalar. Mevcut  uluslararası koşullar (en önemlisi Amerika Başkanı Joe Biden’in politikasına yaklaşım) Suriye meselesi başta olmak üzere birçok konularda iki tarafın ittifakını dayatıyor.

Al-Hal Net’in görüştüğü analistlerin hem fikir oldukları konular var, onları şöyle aktarabiliriz; Viyana’da peş peşe müzakere turları gerçekleştiriliyor, bu gidişle, İran’ın bölgedeki müdahalesi nedeniyle, gelecekte yapılan her anlaşmaya dahil olması istenebilir. Ancak kendi nüfuz ve stratejisini korumak amacıyla atılan temelleri kaybetmesi veya Yemen, Suriye ve Irak’taki ajanlarıyla iletişimi kolaylaştıran yolların kesilmesini kabul etmesi Tahran açısında ihtimali olmayan bir durumdur. Tabii ki bu da İran nüfuzunu azaltmaya çalışan Rusya’nın işini zorlaştırıyor ve imar surecini kendi çıkarları lehine kullanma emellerini engelliyor.