Hizbullah, kadınları Captagon ticaretinde nasıl istihdam ediyor

Hizbullah, kadınları Captagon ticaretinde nasıl istihdam ediyor
أستمع للمادة

Hizbullah’ın uyuşturucu kaçakçılığı, özellikle Captagon hapları, bölgesel ve uluslararası düzeyde birçok sıkıntıyı gündeme getiriyor. Birçok gözlemciye göre, Ürdün hükümetinin, İran yanlısı milis ve çetelerin Suriye ve Lübnan’dan Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine uyuşturucu ulaştırmak için kullandığı bir koridor haline gelen sınırlarını koruma çabaları içinde, Güney Suriye’de gerginliğin tırmanma olasılığı yüksektir. 

Amerikan ‘’New Lines’’ Enstitüsü tarafından yakın tarihte yayınlanan bir rapor ‘’ Orta Doğu’daki Captagon ticareti değerinin 2021 yılında beş milyar doları aştığını, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın aile üyeleri, Suriye rejiminin üst düzey mensupları ve Lübnan Hizbullah’ının Captagon’un üretim ve kaçakçılığına karıştığına dikkat çekti. Aynı rapora göre ‘’ Suriye bu hapların ana üreticisidir’’.

Ancak bu olayın sosyal boyutları da var, çünkü çok sayıda Suriyeli kadın, özellikle Hizbullah’ın oldukça aktif olduğu Suriye-Lübnan sınırında yer alan kasabalardan gelmiş olanlar, Hizbullah’ın uyuşturucu kaçakçılığına katılmaya zorlanılıyor. Bu kadınların büyük kısmı sosyal ve ekonomik olarak marjinalleştirilen kesimlerden geliyor ve Hizbullah’ın organize suç grupları tarafından sömürülüyor. 

Al-Hal Net sitesine konuşan bu kadınlardan biri, hikayesini, kendisine nasıl şantaj yapıldığını ve Hizbullah’ın uyuşturucu ticaretine katılmaya zorlandığını anlattı. 

Hizbullah’ın uyuşturucu kaçakçılığı ve kadınlara yapılan şantaj

Şam kırsalında yer alan Ceyrud kasabasından gelen ve üç çocuk annesi olan Ula Harun isimli kadın, tehdit altında Hizbullah’ın uyuşturucu kaçakçılığına katılmayı kabul etti.

‘’Normal bir hayat yaşıyordum, bir giyim mağazasındaki işime gitmeden önce her gün çocuklarımı okula götürüyordum. Bir gün Lübnanlı bir adam bana yaklaşmaya başladı ve onunla çalışmanın mağazadan aldığım maaşımdan kat kat karlı olduğunu söyledi’’. Harun, teklifini reddettiğimde, Hizbullah üyesi olduğunu bildiğim ve adı Hüseyin Atef olan adam, reddetmeye devam edersem bana ve çocuklarıma zarar vermekle tehdit etmeye başladı diye ekledi. ‘’ ailem için duyduğum korku ve para kazanmaya olan ihtiyacım yavaş yavaş teslim olmama neden oldu ve uyuşturucu üretim alanında çalışmaya başladım’’.

Ula Harun, Hizbullah’ın sürdürdüğü uyuşturucu kaçakçılığının bir sonucu olarak kadınların maruz kaldığı daha geniş bir şiddet ve tehdit üslubundan bahsediyor ve kendi durumunda, Captagon’un imalatında bir makine olarak kullanıldığını şöyle anlatıyor: bana, çocuklarının ve ailenin nerde olduğunu bildiğimizi unutma. Bir gün kaçmayı düşünürsen, önce seni sonra bütün aileni yok edeceğiz. Bu tehditler sadece bana yönelik değildi, Hüseyin Atef’in Ceyrud şehrinin eteklerinde işlettiği fabrikada çalışan ve her gün Hizbullah’a ait arabalarla evlerinden fabrikaya taşınan on beş kızın önünde bu tehditleri tekrarlıyordu. 

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi ‘’ kadınlar genellikle zorlama, korkutma ve kandırılma yoluyla veya sevdiklerine yardım etmek amacıyla, istemeden bu tür faaliyetlerde bulunmak zorunda kalıyorlar, ve galiba üretim aşamasında yer alıyorlar’’. 

Hizbullah’ın uyuşturucu kaçakçılığının temelini oluşturan Suriye’deki Captagon endüstrisi, ilkel imalat atölyeleri ve paketleme fabrikalarından başlayıp, kaçakçılık ağları aracılığıyla ihraç edilerek yurt dışı piyasalarına taşınıyor. Burada Ula ‘’ bu fabrikalardaki işçiler, özellikle de kadınlar, çalışmayı bırakmak isteklerini beyan ederse, onların kaderi ölüm olacaktı’’ diye söylüyor. 

Uyuşturucu kaçakçılığı ve üretiminin anavatanından kaçış yolculuğu

Suriye Cumhur Başkanı Beşar Esad’dan, kendisine sadık milis üyelerine kadar, Suriye makamlarındaki etkili isimlerin, Suriye topraklarında uyuşturucu ticaretini teşvik etme ve destekçilerini kovuşturmadan korumak için gerekli dokunulmazlığı sağlama konusundaki katılımı ışığında Suriye, devlet gözetiminden uzak olarak uyuşturucu kaçakçılığı için büyük bir pazara dönüştü. Uyuşturucu kullanan gençlerin sayısının artmasıyla beraber okul ve üniversite öğrencileri Hizbullah’ın uyuşturucu ticaretine önemli bir kaynak haline geldi. 

Ula Harun, her gün yaşadığı korku ve uyuşturucu kullanmasından dolayı gençlerin ölümüne sebep olmadan dolayı vicdanının verdiği rahatsızlık her gün onunla birlikteydi ve bunun yanı sıra Hizbullah üyeleri tarafından dayatılan sağlıksız çalışma ortamı vardı diye söyledi. Uyuşturucu fabrikasındaki çalışan kadınların çoğu kronik hastalıklardan özellikle hepatit ve göğüs alerjisinden mustaripti ve onların birisinin ölümüne yol açtı diye ekledi. 

Ula ve iki kadın arkadaşının aklına kaçma fikri geldi ve Hizbullah üyelerinin onları Şam’a uyuşturucu taşımaya zorlanmasıyla bu fikir şekillenmeye başladı. ‘’ telefonda, malları fabrikadan dağıtanlara taşıyan kişilere uyuşturucu eşekleri terimini kullanıyorlardı’’. Ula: Suriye medyası uyuşturucu tacirlerinin tutuklanma haberlerini yayınlamaya başlayınca daha fazla tehlike hissetmeye başladım.

Konuşmasına devam eden Ula: çalıştığım fabrikaya dönmemeye karar verdim, beni ve çocuklarımı Türkiye’ye götürmek için bir kaçakçıyla görüştüm. Benden beş bin dolar istedi ve tabi ki ona uyuşturucu fabrikalarında çalıştığımı asla söylemedim, çünkü bu işi yapan herkes bir şekilde Hizbullaha ve uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili tek bir ağa bağlı. 

Ula Harun’un kaçma hayalleri kolayca gerçekleşmedi. ‘’ kaçakçı beni aradı ve sabah çok erken saatlerde çıkması gereken yolculuğu iptal etti. Ben zaten fabrikaya gitmemiştim ve burada hesaba katmadığımız bir olay başladı. Hüseyin Atef liderliğinde, Hizbullah üyeleri ve rejim kuvvetlerinin 4. Tümen üyelerinin katıldığı devriyeler düzenlemeye başladı. Kasaba, uyuşturucu fabrikasında işe gelmeyenleri aramak için seferber olmuş durumundaydı. Öğleden sonra Atef, diğer iki arkadaşımı tutuklamayı ve kaçış planımızı öğrenmeyi başardı. Ama sonunda ben, kasabadan kaçmakta ve Türkiye topraklarına ulaşmakta başarılı oldum. 

Avrupa mahkemelerinde Hizbullah ile görüşmek

Daha önce, eski Başkan Donald Trump’ın yönetimi sırasında ABD’nin Suriye özel elçisi Joel Rayburn’a göre ‘’Suriye hükümetiyle iletişim kurma fikri, anlamsız ve gülünç bir fikirdir. Çünkü uyuşturucu ihraç eden hükümet kendisidir’’. 

Al-Hal Net’e konuşan hukuk danışmanı Beraa Rekmani şunları aktardı: alt düzeyde uyuşturucu kaçakçılarını sorgulamak, yasa dışı uyuşturucu pazarını dağıtmaya, kamu güvenliğini sağlamaya veya savunmasız durumdaki insanları korumaya katkıda bulunmaz. Suriye’de doğrudan uyuşturucu yasağından kaynaklanan toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin boyutu ve onu destekleyenlerin yargılanması hakkında samimi ve açık bir tartışma zamanı gelmiş. Bakılırsa tutukluların büyük kısmı, özellikle Hizbullah’ın uyuşturucu ticaretinde sömürülen yoksul kadınlar olmak üzere, toplumsal olarak zayıf ve yoksul kesimlerden gelen halktır. 

Rekmani şunları da ekledi: kırılgan durumlarda olan halkı sömürü riskine iten değil, onları bu riskten uzaklaştıran politikalara ihtiyaç duyuyoruz. İran’a bağlı milislerin varlığına karşı uluslararası bir yüzleşmenin, manipülasyon, sömürü ve yıldırma fırsatları yaratan bu tür suistimallerin önlenmesi yolunda kritik bir ilk adım olduğunun inancındayız. Böylece kadınları daha iyi şekilde koruyabiliriz. 

Kısa süre önce Türkiye’ye gelen Ula Harun’a dönerek, Hizbullah’ın uyuşturucu kaçaklığının özellikle kadınlara yönelik şiddete ve sömürüye yol açtığı, yaptıklarını ve deneyimlerini uluslararası kuruluşlar ve mahkemeler önünde kamuoyuyla paylaşmayı planladığı için Almanya’ya  göç etmek için fırsat beklemektedir. 

شاركها على ...