Esad’ın kabullendirilmesi, Rusya’nın zor görevi

Esad’ın kabullendirilmesi, Rusya’nın zor görevi

Birkaç gün sonra Astana ittifakı kapsamında yapılacak üçlü zirvede Moskova, Suriye meselesine dair Türk tarafından bir uyumluluk elde etme konusunda umutlu. Bu yüzden Erdoğan’a baskı yapmak, kuzeybatıda yer alan ‘’gerginliği azaltmak’’ bölgesinin durumunu belirtmek ve bölgeye dair Türkiye ile bir anlaşamaya varmak amacıyla İdlib’de bir askeri hamle başlattı. Başlatılan bu hamle, ikili anlaşmalar yoluyla veya Suriye’nin güneybatısında yaptığı gibi komşu ülkelerin katılımıyla durumu kesinleştirilmeyen bölgelerde Rusya’nın fiili bir politika dayatma girişimleri anlamına geliyor.

Suriye’nin kuzeybatısında yaşananlarla ilgili soruları şöyle aydınlatabiliriz; Ürdün ve İsrail’in katılımlarıyla yapılan anlaşma doğrultusunda Dera el-Beled ve çevresindeki kasabalar yeniden rejimin kontrolü altına girdi, İranlı milisler ve ona yakın olan askeri gruplar uzaklaştırıldı, dolasıyla Ürdün ile Suriye sınırı ticari trafiğe açılacak. Geçtiğimiz günlerde Suriye Savunma Bakanı ile Ürdünlü mevkidaşı arasında yapılan görüşmede, başlamak üzere olan Suriye ile Ürdün arası ticaret hareketini teröristlerden, uyuşturucu madde kaçaklığından ve Şii milislerin faaliyetlerinden nasıl güvence altına alınıp korunacağı ile ilgili koordinasyon yapıldı.

Rusya, Suriye’nin kuzeybatısında 5 Mart 2020’de yapılan Moskova anlaşmasının koşullarını uygulamaya çalışıyor, özellikle muhalefet fraksiyonlarını kuzeye doğru uzaklaştırarak M4 uluslararası yolunun korunup açılması ile ilgili olan koşulları. Böylece şimdiki aşamada Suriye’nin doğusunda olduğu gibi rejimin yeniden kuzeyi kontrol etmesi Rusya için bir önem taşımıyor, çünkü bu adım geniş çaplı yeni bir yerinden edilme dalgasına yol açacak, aynı zamanda sınır ötesi yardımlar hakkında Washington ile gerçekleştirilen anlaşmanın bozulma nedeni olacak, Türkiye ve Avrupa’yı kızdıracak. Bu değerlendirmeye dayanarak anlaşılır ki Rusya bu süreçte Amerika ile yapılacak yeni müzakerelere taşıyabileceği Türkiye ile ikili bir anlaşma yapmaya odaklanmış halde.

Geçtiğimiz temmuz ayında Cenevre’de başkanlar Putin ve Biden arasında gerçekleşen görüşmenin sonucunda Türkiye ile Bab el-Heva sınır kapısı yoluyla insani yardımların erişmesini devam ettirmeye ve bu yardımları rejimin temas hatlarındaki geçiş noktalarını kullanarak kontrol dışında olan bölgelere ulaştırmasıyla ilgili karar çıkarıldı. Moskova o tarihten bu yana Washington ile iyi şekilde giden ilişkileri kullanmaya çalışıyor.

Bu aşamadan sonra Amerika’nın Güney’de yapılan anlaşmayı onayladığını gördük. Lübnan’ı olası bir ekonomik çöküşten kurtarmak amacıyla Suriye ve Ürdün üzerinden (Mısır’dan gaz ve Ürdün’den elektrik) ulaştırma projesini hayata geçirmek için Amerika’nın Suriye rejimi ve destekçilerine Sezar yasası kapsamında uygulanan yaptırımları hafifletmeyi gözden geçirmeyi kabul ettiği duyuruldu.

Bu bağlamda Dışişleri Bakanı yardımcısı adayı Barbara Leaf’in açıklamalarına göre Amerika, Suriye üzerinden Lübnan’a gaz ulaştırılmasını kolaylaştırmak adına Sezar yasası kapsamında dayatılan bazı yaptırımları kaldırmaya yönelik görüşe daha açık durumda. Bu çözüm ‘’ Lübnan’da yaşanan bu korkunç sorun’’  en mantıklı kısa vadeli çözüm olduğundan Dünya Bankası desteğiyle Mısır ve Ürdün bu süreci yürütmek adına işbirliği içindeler. Bu bağlamda geçen haziran ayında Biden yönetimi Esad ve İran finans ağlarıyla ilişkileri olan bir dizi iş adamına uygulanan yaptırımları kaldırmaya başladı bile.

Moskova Suriye meselesine müdahalede bulunan tüm taraflarla sağlam bir ilişki ağı kurmaya çalışmakta. Bu yüzden İsrail ile ilişkisini güçlendiriyor, bazı anlaşmalar elde etmek amacıyla Türkiye’ye yönelik baskı uyguluyor, NATO içindeki ilişkileri zayıflattığı için sahneye yeni çıkan Avrupa ile Amerika arasındaki yaşanan anlaşmazlıktan faydalanıyor, Amerika’nın Pasifik’teki varlığı ve Afganistan’da yaşananların yansımalarından duyduğu korkuya rağmen, bölgeden Amerika’nın geri çekilme isteğini kendi lehine kullanıyor ve İran’ın rejimi bazı anlaşmaları bozmaya itmedeki rolünden rahatsız olmasına rağmen İran’ı bir müttefik olarak görmeye devam ediyor.

Bu yüzden ikinci ziyareti için Beşar Esad, Putin tarafından Moskova’ya çağırıldı. Bu ziyaretin temel amaçları, Esad’ı Türkiye ve Rusya’dan desteklenen muhalefete açılıma yöneltmek, mültecilerin dönüşünü kolaylaştırmak, Anayasa Komitesinin çalışmalarını ve müzakere turlarını aksatmamaktı.

Durumu şöyle özetleye biliriz; Rusya için Suriye rejimiyle İran’ın kurduğu sıkı ilişkiler sorun teşkil ediyor. Çünkü İran, rejimin yaptığı anlaşmaları devamlı bozmaya çalışıyor, dolasıyla bölgede sürekli bir gerginlik yaşanmakta. İran’ın bu çabalarının nedeni, arenada siyasi bir çözüme varılması Suriye’den çıkması ve yayılma projesinin bozulması anlamına geliyor.

Son Dera anlaşmasını Şam’ın kabullenmesi ekonomik çıkarlardan veya Ürdün ile ilişkilerin normalleştirilmesinden başlayarak Arap çevresine geri dönme hırsından kaynaklı olabilmesine rağmen, bu adım Moskova’nın anlaşmayı uygulama konusunda Şam’ı zorlama yeteneğini gösterdi. Bu nedenle Rusya İran’ın varlığından dolayı rejimi kendi gündemlerine bağlı tutma konusunda zorluyor.

Tahran, bölgede rol almaya çalışan Çin-Rusya-İran koalisyonunun bir parçası olmakla Rusya’yı onu tutmaya ve Suriye’nin hava sahasının İran’ın varlığını hedef alan İsrail hava saldırısının önünün açılmamasına yöneltmektedir. Bu konu İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid’in Moskova’ya yaptığı ziyaretin hedefiydi.

Washington Çin’in içinde yer aldığı hiçbir koalisyonun güçlenmesini istemiyor. Dolasıyla Irak’tan geri çekilmesi için önemli hazırlıklara ihtiyaç duymakta. Suriye’den geri çekilme adımı hala uzaktır ve Amerikalı yetkililerin, SDG’nin destek olmadan terörle kendi başına mücadele edememesiyle ilgili yaptıkları son açıklamalar bunu vurguluyor. Bu durum Rusya’nın Fırat’ın doğusunu kontrol etmek ve enerji depolarından faydalanmak isteği yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.

Cenevre’de Biden’in Putin ile görüşmesinde sunduğu ‘’erken toparlama’’ planının bir parçası olarak, en azından insani yönde, Rusya bölgede yatırımlarını başlatmak için, bu aşamada rejimin komşu ülkelere açılımı ve dayatılan yaptırımların hafifletmesini ummuyor.

Rusya daha uzun vadede bölgede kendisine büyük bir güç olarak bakılmasına yakışan bir rol üstlenmek istiyor. Bu rolü Suriye meselesinde kendi çıkarlarını koruyan ve özellikle siyasi geçiş konusunda uluslararası kararları atlatan bir çözüm bulmakla başlatmak istiyor.

Washington tarafından Suriye rejiminin kabullendirmesine sıcak bakılmasa da, siyasi bir çözüm bulması imkansız hale gelmesiyle ve Rusya’nın rejimi meşru bir yönetim sayması ve ona destek vermek konusunda ısrarlı olmasıyla, aşırı komplikasyonları içiren bir dosya, acil, geçici bir çözüm olarak ve insani anlamda bir destek sağlamak adına Amerika, yaptırımlarını hafifletmek konusunda hoşgörü gösteriyor.