El Kaide örgütü ez Zevahiri döneminde zayıflığa ve yok olmaya her zamankinden daha yakın

El Kaide örgütü ez Zevahiri döneminde zayıflığa ve yok olmaya her zamankinden daha yakın

El Kaide terör örgütüne bağlı el- Sehab adıyla bilinen medya kuruluşu, geçtiğimiz eylül ayında örgüt ve cihatçılık hareketiyle ilgili birkaç konu açıklayan örgütün lideri ez Zevahiri’ye ait olduğu iddia edilen bir video kaydı yayınladı. Bilindiği gibi 2011’de örgütün eski lideri Usama Bin Ladin’in öldürülmesi ve yerine ez Zevahiri’nin geçmesinden bu yana, örgüt askeri ve entelektüel rolünde ciddi bir gerileme yaşamaktadır. Yaşanan bu durum, özellikle kendini cihatçı hareketin destekçilerine El Kaide’nin varis ve alternatifi olarak sunan terör örgütü IŞİD’in yükselmesinden sonra daha açık görülmeye başladı.

Örgütün küresel liderliğinde yaşanan gerilemeyle beraber ez Zevahiri’nin ölümüne dair ortaya çıkan söylentilerin, en azından geçtiğimiz ocak ayına kadar, söz konusu video kaydı yoluyla doğru olmadığı anlaşıldı.

Bazı askeri operasyonları odağa koyacak şekilde konuşarak ez Zevahiri, El Kaide’nin benimsediği cihatçılık vizyonuyla, dünyanın farklı yerlerinde askeri işlerini hala sürdürebildiğini öne sürmeye çalıştı. Uluslararası ve bölgesel bazı güçler ve hatta IŞİD gibi bazı cihatçı örgütler tarafından dayatılan ablukaya rağmen El Kaide unsurlarının hala serbest şekilde hareket ettikleri imasında bulundu. Ancak gerçekte yaşananlar ez Zevahiri’nin halka ulaştırmaya çalıştığından çok farklıdır. Bakılırsa El Kaide, IŞİD gibi kendisine benzer terör örgütler tarafından ciddi şekilde kuşatılmıştır. Dolasıyla Suriye gibi birkaç ülkede örgütün dalları küresel örgüte bağımlı değiller, sadece yerel güç ve finansman kaynaklarına güvenmeliler.

Bu bağlamda konuşan siyasi araştırmacı Saad el-Şar’a göre El Kaide’nin dalları yönetmekteki zayıflığı, daha önce eski adıyla tanınan El-Nusra Cephesi’nin ayrılması ve kendi yerel projesi üzerine çalışacağını ilan ettiğinde anlaşıldı.
El-Şera konuşmasına devam ederek, El-Nusra Cephesi’nin yıkıntıları üzerine kurulan Heyet Tahrir eş Şam, El Kaide ile mevcut idari ve örgütsel bağlantılarını kestiğini duyurdu. El Kaide’yle ilişkileri kökten kesmesine dair alınan bu kararın radikal bir adım olduğu net ve belliydi. Böylece HTŞ kendi yerel projesini benimsedi.

İşaret etmemiz gerekir ki, El Kaide’nin dalları kontrol etme yeteneğinde yaşanan büyük gerileme hissedilince, kendisine bağlı cihatçı hareketler örgütten vazgeçmeye ve kendi yerel projeleri üzerine çalışmaya veya El Kaide’den daha güçlü ve tutarlı örgütlere katılmaya başladı.
Al-Hal Net’e yaptığı konuşmada El-Şera şunu aktardı: dünyada bütün cihatçı grupların yaşadığı yeni durum, arenayı mevcut liderlerin kontrol etme yeteneğine sahip olmadıklarına dair net bir işarettir. Bu gerçek IŞİD ile El-Nusra Cephesi ve Hurras ed-Din ile El-Nusra arasında yaşanan çatışmalarda görüldü. Bu durum Yemen’deki El Kaide’nin dalı ile IŞİD arasında yaşanan çatışmalarla devam ediyor.

Çöküşün aşamaları

Özel bir Amerikan kuvveti tarafından Pakistan Abbottabad şehrinde yer alan evine saldırarak 2 Mayıs 2011’de Barack Obama’nın El Kaide’nin eski lideri Usama Bin Ladin’in öldürüldüğünü duyurması, örgütün tarihinde belirleyici bir olaydı. Bin Ladin’in öldürülmesi örgüt tarafından doğrulandıktan sonra cihatçılar ve cihatçı hareketlerin gözlemcileri arasında örgütün uyumunu devam ettirmesiyle ilgili spekülasyonlar başladı. Bu bağlamda konuşulan en önemli konu, Usama Bin Ladin’den sonra örgütün liderliğini yapacak kişiyle ilgiliydi. Bin Ladin’e olan yakınlığı ve medyada dolaylı şekilde yardımcısı olarak yer almasından dolayı ez Zevahiri’nin gelecekteki lider olması nerdeyse kesindi.

Bu tarihten sonra El Kaide’nin dünyada cihatçı eylemlerin cephesi olarak görünmesi, Asya, Avrupa ve Afrika’nın birçok ülkelerinde cihatçı gruplarla ilişkileri olan askeri ve entelektüel bir hareket olmasından kaynaklanan ışığı sönmeye başladı.

El Kaide’nin ideolojisini takip eden dünyanın dört bir yanına yayılmış grupların olması ve bu grupların liderliğini yapan ’Emir’ adıyla hitap edilen kişilerin kendilerini örgütün liderlerine göstermek amacıyla beklenmeyen bir adım atması mümkündür. Bu durum ışığında Bin Ladin’in arkasında bıraktığı miras ne olabilir?

Afganistan’daki ABD’nin varlığına karşı düzenlenen operasyonların planlamasında katkısı olan en bariz kişilerden biri, Usama Bin Ladin’in oğlu Saad 2009’da Afganistan’da Amerikan güçleri tarafından yapılan bir hava saldırısıyla öldürüldü. Örgütün ilk safındaki liderler Saad’ı liderlik konusunda babasının varisi olarak görüyorlardı. Ancak Amerika’nın bir roketi denklemi değiştirerek ez Zevahiri’yi Bin Ladin’den sonra en önemli lider olarak öne sürdü. Diğer yanda örgütün gizli odalarında Bin Ladin’in başka bir oğlu büyüyordu. 1991 doğumlu Hamza Bin Ladin, 2015’te el-Sehab medya kuruluşu tarafından yayınlanan bir hitapta ‘’batı işgaline karşı cihat’’ adını verdiği yoluna devam etme çağrısında bulundu.

Bu tarihten bir yıl sonra, yine el-Sehab yoluyla bir ses kaydını yayınlayarak Hamza ‘’Filistin, Afganistan, Suriye, Irak, Yemen ve Somali halkı için ve işgalinizden kurtulmayan diğer Müslüman ülkelere yaptığınız baskıya karşılık verme adına ülkelerinizin içi ve dışında sizi hedef almaya devam edeceğiz’’ diyerek babasının intikamını alacağına ve batılı güçlerin varlığına yönelik tehditte bulundu.

Ama bilindiği üzere o dönemde IŞİD’in büyük bir sıçrama yaşaması, Suriye ve Irak’ta geniş bölgeleri kontrol etmesi ve dünya çapında cihatçı grup ve örgütler tarafından kabul edilmesiyle beraber El Kaide’ye yönelik genel his ve duygu gerilemekteydi. Böylece medya IŞİD’e bağlı Emmak ajansı tarafından yayınlananları alıyor, El Kaide ve medya kanallarından çıkan haberler ihmal edilmek ile karşı karşı kalıyordu.
Genişlemeyi elde etmek adına büyük ölçüde medyaya dayanan El Kaide 2013 yılından sonra kendi en önemli silahından mahrum bırakılırken, medya veya arenada aynı ideolojiyi yürüten gruplar tarafından dışlanıp savaşılıyordu.

Asya ve Pasifik Araştırma Kurumu’ndan Sajan Gohil’in aktardığına göre Usama Bin Ladin’in bıraktığı mirasa, yeni bir sınır ötesi terör projesi başlatmayı hedefleyen ve arenadaki olayları çevirmeye başlayan IŞİD tarafından el konuldu.

İki örgüt arasındaki rekabet çerçevesinde unsurlarına manevi mesajlar vererek, uluslararası haberler yörüngesinde kalarak ve cihatçı akımlardan kurtulmak isteyen istihbaratın ilgisini çekerek, her bir örgüt kendine bağlı gruplarla medya yoluyla iletişimde kalmaya çalışıyor. Bu açıdan El Kaide’nin yaşadığı gerileme karşılığında IŞİD tarafından ilan edilenler artan bir ilgiyle karşılanıyor.

İslamcı hareketler konusunda araştırmacı Urabi Urabi’ye göre ez Zevahiri yaptığı konuşmada El Kaide küresel liderliğinin özellikle 2020’de aralarında ez Zevahiri’den sonra liderliğini devralmaya adayların bulunduğu birçok liderlerin öldürülmesinden sonra örgüt içinde hiçbir çatlak yaşanmadığını göstermeye çalıştığını vurguladı. Ama yaşanan gerçek bunun tersini yantısıyor, yani örgüt saflarında ciddi çatlakların olduğunu gösteriyor, özellikle El-Nusra’nın El Kaide’yle ilişkisinin kesilmesi ve destekçilerinin büyük oranda IŞİD saflarına katılmasından fark ediliyor.

Sonuç olarak söylenebilir ki; El Kaide saflarında yaşanan çatlaklar çok büyüktü, IŞİD unsularının yayıldığı Afganistan’da bile bu çatlaklar vardı. Bu durum küresel cihatçılık akımının destekçilerinin adlandırdığı gibi İslam diyarı Afganistan’da bir yandan El Kaide ile Taliban diğer yanda El Kaide ile IŞİD arasında büyük bir çarpışma yaşayacağına dair bir göstergedir.