Rus uçakları ve Alman denizaltıları: ABD’nin bölgeden yaklaşan çekilmesinden bahsederekken, Arap ülkeleri silahlanmada alternatifler buldu mu?

Rus uçakları ve Alman denizaltıları: ABD’nin bölgeden yaklaşan çekilmesinden bahsederekken, Arap ülkeleri silahlanmada alternatifler buldu mu?

ABD Ortadoğu’dan çekilme niyetini ilan ettikten sonra bazı Arap ülkeleri bölgede etkili rol sahibi olan uluslararası güçler ile Rusya, Çin ve bazı Avrupa ülkeleri gibi yeni ittifak ve ortaklıkları kurmaya başladı. ABD Yemen’deki Husiler tarafından gerçekleştirilen saldırıların devam etmesini gözden çıkarıp geçen ay Suudi Arabistan’daki bazı üslerinden çekildi. Bu adımın benzeri Irak, Urdun ve Kuveyt’teki bazı üsler de atıldı. Hudson Enstitüsü’nde araştırmacı olan Michael Brigante’ye göre ‘’ Amerikan attığı bu adım Tahran’a yine feragat etmek demektir’’.

Diğer yanda Arap ülkelerin bu çerçevede hareketlerine bir göz atmak gerekiyor ve başlangıç ülkemiz Mısır olsun. Fransa ile geçen haziran ayında askeri bir anlaşmanın doğrultusunda dört milyar Euro değerinde 30 adet Rafale savaş uçağı aldı. Alınan olan bu uçaklar 2024 ile 2026 arasında teslim edilecek. Fransa savunma bakanı Parly: ‘’bu anlaşmanın yoluyla üç yıl boyunca 7000 iş fırsatı koruyacağız’’. Ve bu konu gelecek seçimlerde kullanılacaktır.

İkinci rotamız; bölgede ABD’nin en büyük müttefiklerinden birisi olan Suudi Arabistan’dır. 2017’den bu yana Rusya’ya doğru yol aldığını görülüyor ve Rusya’dan farklı silahlanma sistemleri ithal etmek yönünde anlaşmalar imzalandı. Bunula beraber Çin’de ekonomik alanlarda yatırım yapmaya çalışmaktadır ancak CNN muhabiri olan Neck Robertson’a göre Amerika başkanı Joe Biden Suudi Arabistan’ın bu girişimini engellemek istiyor.

Aynı anda Birleşik Arap Emirlikleri Rusya ile birçok alanda mevcut olan ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır. Ve iki ülke arasındaki ticari iş birliğinin boyutu 3 milyar Euro’ya ulaştı.

Son olarak Irak’a gelirsek; silah alma yönünde Fransa ile anlaşmalar imzaladı, Petrol sektöründe ise Çin ile anlaşmalarda bulundu.

Yukarıda sergilenen detayları analize ettikten sonra sorulacak asıl soru şudur, gerçekten ABD Ortadoğu’dan çekilip yerini Rusya ve Çin’e bırakacak mı? silahlanma anlaşmalar ve ekonomik yatırım yoluyla Arap ülkelerin kurduğu yeni ittifakların arkasındaki amaçlar nedir? Bunları Başkan Joe Biden ’in yürüttüğü siyasete karşı dolaylı bir protesto sayıla bilir mi?

Amerika geri çekilmeyecek

Politika analisti Rami El kalifa El Ali’nin konuşmasında şöyle ifade etti‘’ Amerikan Birleşik Devleti geri çekileceğini ve iç meseleler ile ilgilenmek istediğini ilan etmesine rağmen ancak İsrail’in güvenliği ve aynı zamanda bölgedeki büyükelçiliklerinin güvenliğini riske atamaz. Rusya ve İran’ın bölgede nüfuzlarını geliştirmesinin önünü açık bırakamaz. Bölgede ekonomik olarak yayılma fırsatını Çin’in elline veremez. Saydığımız bu nedenlerden dolayı Amerika fiilen Ortadoğu’dan çekilemez’’.

El Ali konuşmasına şöyle devam etti: aslında durumun gerçeği şöyle özetleye biliriz; ABD’nin bazı bölgesel meselelere verdiği ilgi azaldı. Bazı konularda ise yaklaşım şekli değişti ancak Ortadoğu’yu asla bırakamaz.

Ortadoğu’da diğer uluslararası güçlerin hareket etme şekliyle ilgili Al Hal Net’e özel yaptığı konuşmada El Ali şunu söyledi: bölgeye yönelik azalan Amerika’nın ilgisi, arenada yeni uluslararası ve bölgesel güçlere alan açtı. Arap ülkeler uluslararası ilişkilerini çeşitlendirmeye gerek duymaya başladı. Ancak bu durum Amerika ile mevcut olan ilişkilerinde gerileme yaşadığını göstermez tabii ki.

El Ali konuşmasında şunları da aktardı ‘’Amerika’ya rakip sayılan güçler ile Arap ülkelerin ilişkiler kurması Ortadoğu’da büyük bir stratejik değişikliğin anlamına gelmez. Bunu şöyle izah ede biliriz; ABD bölgede her geçen gün artan Rusya rolünden hiçbir zaman habersiz değildi. Tam tersine Rusya ile Amerika bu konuda anlaşmalı hareket ettiler. Dolasıyla Arap ülkelerinin bakış açısından Rusya ile ilişki kurması Amerika ile olan ilişkileriyle çatışmamaktadır’’. 

Yeni silah kaynakları

Gazeteci ve politika analisti olan Welid El Şeh’e göre ‘’başka yönetimlerin kararlarına rehin kalmamak adına Arap ülkelerin silahlanma kaynaklarını çeşitlendirme çabaları doğal bir eylemdir. Birçok ülke Mısır gibi ve hatta NATO’da üye olan Türkiye bile Amerika askeri ihtiyaçlarından mahrum bıraktıktan sonra, yeni silahlanma kaynaklara doğru adım attılar. Bu durumun belirgin şekilde ne zaman yaşandığına dair soru sorarsanız yanıt şöyle olur: Mısır ordusunun ellinde mevcut olan F16 uçakları ve Abrams tanklarında güncelleme yapmak isteği, Washington tarafından ret yanıtı ile karşılaştı. Amerika’nın bu duruşundan kaynaklı Mısır mecbur kalarak başka ülkelerden silah almaya başladı. Ve bunun örnekleri çoktur; Rusya’dan 20 adet SU35 uçak, 46 adet MİG29 uçak ve S-300 füze sistemi aldı. Fransa’dan ise Rafale uçakları ve Mistral savaş gemisi aldı. Bununla durmayan Mısır aynı zamanda Almanya’dan geliştirilmiş Type denizaltıları aldı ve İtalya’dan 24 adet Eurofighter Typhoon uçak, 4 adet denizaltı fırkateyn ve bir keşif uydusu’’.

El Şeyh konuşmasına şöyle devam etti: Mısır’ın bu yönelimi şiddetli eleştiriler ile karşılandı ve hatta bazı taraflar Mısır’a yaptırımlar uygulamaya yönelik isteklerden bulundu özellikle Mısır’ın İsrail ile Barış Anlaşmasını kurduğu günden beri Amerika’dan yardım olarak yıllık 1,3 milyar dolar ödenmemesi için. Ancak bu tehditler aktifleşme noktasına gelmedi, çünkü bölgede silahlanma kaynaklarında çeşitlilik olması kaçınılmaz bir durum ve artık kabullenilen bir gerçek. NATO’da üye olan Türkiye Patriot füze sistemi alma talebi Amerika’dan ret edildikten sonra Rusya ile S-400 füzeleri almak için anlaşmada bulundu.

Bölgede silah sistemlerini değiştirmek mümkün mü?

Politika analisti Rami El Ali’ye göre Amerika dışında başka taraflar ile silah anlaşmaları yapmak bölgede yeni bir eylem değildir. Mesela uzun yıllar boyunca Suudi Arabistan’ın Rusya ve Çin’den silah aldığını gördük ama anlaşmalar Körfez’deki savunma sisteminin dengesini değiştirmedi. Ve Amerika hala silahlanma konusunda Körfez ülkelerine ana tedarikçisi.

Welid El Şeyh bu konuda Rami El Ali’yle aynı görüştedir ve konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: Türkiye de dahil olmak üzere bölge ülkeleri ordularının silahlanma kaynaklarını sadece Amerika ile sınırlanmamaya çalışmaktadır. Ancak bu çok zor bir durum çünkü ellerinde bulunan Amerikan malı silahların yedek parçalar ABD’den ithal ediliyor ve herhangi bir nedenden bu ithalat durulursa alınmış silahlar değeri olmayan hurdaya dönüşecektir. Sonuç olarak bu ülkeler savunma sistemlerini değiştirmek zorunda kalacaklar ve bu adım çok yüksek maliyetli ve uzun yıllar sürebilir.

Bahsetmeye değer ki; ABD tarafından uygulanabilecek yaptırımları göze alan ve F35 uçaklarından mahrum kalmak istemeyen Türkiye geçen yılın Nisan ayında planlanan S-400 füzelerinin devreye alınmasını durdurdu.