AUKUS ittifakı: Çin’e karşı Avrupa ve ABD’nin tutumlarında farklılık

AUKUS ittifakı: Çin’e karşı Avrupa ve ABD’nin tutumlarında farklılık

Eski ABD başkanı Barack Obama, ülkesinin gelecekteki savaşının Çin ile olacağını belirtmişti. Ama Avrupa bu tutumun aynısını benimsemedi, Çin ile ilişkiye yaklaşımın temeli ekonomik rekabetti ve Çin rejiminin dünyaya bir tehdit teşkil etmesi konusunda belli bir strateji sahibi değil.

Avrupa, Fransa liderliğiyle Hint ve Pasifik okyanusu bölgesinde varlığını derinleştirdi ve oradaki 12 trilyon dolara ulaşan ticaretinin hacmi, Amerika’nın iki katıdır.

Doğu Afrika kıyılarından Amerika’nın batısına kadar uzanan bu bölge, dünya nüfusunun %60’ından fazlasını barındırıyor ve dünya ticaretinin %70’inden fazlası orada yürütülüyor.

Avrupa ve özellikle Fransa iki okyanus bölgesinin öneminin farkında olmaya başlamış. Ancak Çin ile askeri bir çatışmaya veya güvenlik açısında bir risk alma konusunda hazır sayılmaz. Ve hatta Avustralya ile yapılan denizaltı anlaşması, o bölgeye yönelik güvenlik yaklaşımının zayıflığını ortaya çıkarıyor.

Amerika ile Britanya arasında yapılan nükleer denizaltı anlaşmasına gelirsek, bölgedeki zorlukların doğasını göstermekle, oradaki rekabetin sadece ekonomik açıdan olmadığı anlaşılıyor. Ve bölgedeki Çin yayılmasına karşı durmak kapsamında kurulan AUKUS askeri ittifakı bunu gösteriyor.

Avrupa’nın içinde boğulduğu iki konu var; Avrupa Birliği’nin üye ülkelerinin ekonomik gelişimlerindeki farklılık ve bu ülkelerin Amerika, Rusya ve Çin ile ilişki konusunda farklı vizyonlara sahip olmaları. Bununla beraber Birliğin kontrolünü elde etmek için adı geçen üç ülke arasında bir rekabet yaşanmakta.

AB içinde görülen vizyon farklılığı birleşik tutumu engeller ve askeri alanda karar alma kabiliyetini zayıflatır özellikle İkinci Dünya Savaşında Avrupa’nın kaybeden olduğunu hatırlamak gerekir. Britanya’nın iki yıl önce Avrupa Birliğinden çekilmesi, Birliğin üyeleri arasında güvensizlik ve birliğin geleceği hakkında şüphe oluşmasına neden oldu.

Avrupa, dünyadaki yaşanan dönüşümleri ve birden fazla kutuba doğru ilerlemeleri tahmin etmekte geç kaldı. Dolasıyla Amerika, genellikle Avrupa ve özellikle Fransa’nın rolünü kısıtladı ve liderleri dünyada Çin’in rolüne yaklaşım konusunda hemfikir olan ülkelerle yeni bir ittifak kurmaya doğru yürümeyi tercih etti.

Fransa’nın sergilediği öfke dolu tutum sonuçsuz kalmakta, okumalara göre bu öfke her ne kadar ekonomik boyutun ötesine geçsede ve denizaltı anlaşmasını kaybetme meselesinden büyük olduğu konusunda hemfikir olunsa da Fransa’nın kusurlu stratejisi, güvenlik ve askeri açıdan Çin’e karşı durma noktasına ulaşamaz. Bunun yanı sıra otoriter rejiminin dünyaya tehlike teşkil etmesini unutmamak lazım.

AUKUS ittifakını kurarak Amerika’nın, dünyaya hakim olma pozisyonuna, APEC (Asya Pasifik İşbirliği), QUAD( Dörtlü Güvenlik Diyaloğu: ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya), Şanghay ve şimdi de AUKUS ittifakı olmak üzere üç ittifakın bulunduğu bölgeye yönelik Çin tehdidinin bilincinde olduğu görüldü.

Çin’in sorunu; iki okyanus bölgesinde yer alan ülkelerle güçlü bir ittifak kuramamasıdır. Çin’in ABD ile çatışmayla karşı karşıya kalacağından söz eden raporların tam tersine iki okyanus bölgesindeki ülkelerin çoğu Çin’e yaklaşım konusunda Amerika ile aynı bakış açısına sahipler. Unutulmaması gereken detay; Çin’in hala ekonomisi sanayi yapısı ve sosyal gelişimini tamamlamakta olması, diğer yanda en büyük sorunu otoriter sistemidir.

Amerika’nın Çin’i şeytanlaştırmasının nedeni, büyük askeri savaşlar yapabilme gücü değil, Çinli liderleri silahlanma yarışına itmek, küresel veya içerde birçok ekonomik projeleri sekteye uğratabilecek bir soğuk savaşı ateşlemektir. Çin, başlatılması istenen bu savaşı yürütmenin tehlikesinin bilincinde olursa iki okyanus bölgesi ciddi bir ekonomik rekabet içinde bulunacak.

AUKUS ittifakı Çin’i sayılı seçeneklerle karşı karşıya bırakıyor. QUAD ve APEC ittifaklarına ek olarak bu ittifak belirli sınırlar içeresinde Çin’i durdurmak adına büyük savaşlar vermeye hazır ve uluslararası arenadan geri çekilmeyecek bir güç olarak Amerika’ya olan güveni geri getirdi.

AUKUS ittifakı dünyada yeni ittifaklar kurmaya neden olacak. Son dönemde İran’ın nihai şekilde Şanghay ittifakında yer alması için Rusya’nın çabalarına şahit olduk. Şimdi de anlaşmazlıkların üstesinden gelmek için Fransa ve Amerika’nın çalıştıklarını görüyoruz. Buna ulaşmak adına Fransa’nın iki okyanus bölgesine olan bakışını değiştirmesi ve yürütmeye çalıştığı ekonomik rekabeti arkada bırakması gerektiriyor.

Bununla beraber Avrupa, Rusya veya Çin’e karşı kendi başına rekabet edemeyeceği ve Amerika’nın kanatlarının yardımı olmasa yükseklere uçamayacağının farkında. Ama asıl mesele İkinci Dünya Savaşından sonra ve Marşal projesinden bu yana olduğu gibi Amerika’nın NATO’yu etkin bir kuruluş olarak tutma veya Avrupa’yı koruma konusunda eskisi gibi istekli olmamasıdır.

Trump Avrupa’yı küçümsüyor ve NATO ihtiyaçlarını karşılamak için Avrupa liderlerine maddi olarak baskı yapıyordu ve kaba davranışları vardı. Gelişmiş bir askeri endüstriye sahip olan ve devamlı şekilde bir Avrupa ordusu kurumaya çağıran Fransa hariç, Amerika’nın korumasına sığınan Avrupa ülkeleri artık bu orduyu teşkil etme, yeni veya eski küresel ittifaklara karşı kendilerini savunma zamanı geldiğini anlamış durumda, özellikle Almanya ve Fransa gibi endüstriyel olarak gelişmiş ülkelerin varlığıyla. Dolasıyla yeni zorlukların karşısında durmak ve küresel istikrarı savunmak konularında askeri rolüne önem vermeye ihtiyaç duyulmakta.

Kesinlikle AUKUS’tan sonra uluslararası ittifak ve anlaşmalar değişecek. Görüldüğü gibi AUKUS Fransa ve Çin tarafından güçlü ve ciddi tepki koymaya, Amerika ve Britanya tarafından ise özgüven ile dolu yanıtlar vermeye neden oldu. Dolasıyla özetlemek gerekirse Dünya AUKUS’tan sonra değişime mahkûmdur.

Bir gün uluslararası bir savaş olacaksa, iki okyanus bölgesinde olacağı kesindir. Savaşanların AUKUS ülkeleri ile Çin olacağını bilmek için düşünmeye ihtiyacımız olmaz. Ancak bu durumun gerçekleşme ihtimali şu an yoktur. Aynı zamanda Çin başta olmak üzere büyük güçlerin tutum ve ittifakları sadece ekonomik alanlarda durmamakta, askeri ve güvenlik alanlarına kadar uzanmakta.

Nükleer denizaltı meselesine gelince, iki okyanusun kıyılarında yer alan ülkelerin çoğu okyanusu geçen denizaltılara sahipler. Geçmişte Amerika’nın koruması altında olduğu ve ekonomik olarak teşvik edildiği 80’ler ve 90’ların aksine gelişmiş askeri endüstrileri elde etme yönünde ilerlemekteler.

Yapılan AUKUS ittifakı bir kez daha Amerika’nın küresel rolünü akla getirdi ve ona katılmak için Avrupa’yı zorluyor. Bundan dolayı genellikle Arap bölgesinde ve özellikle Suriye’de Amerika tarafından yeni tutumlara şahit olabiliriz. Özellikle Suriye için tahmin edilen budur. Amerika, askeri üslerini tamamen çekmeden hava müdahalesine odaklanarak varlığını sürdürecek.

Günümüze kadar Amerika ekonomik, askeri ve bilimsel olarak dünyayı yönetiyor ve şimdi Çin’i bir silahlanma yarışına çekmeye çalışarak dünyayı hükmetme hayalerini zayıflatıyor. Bu da Çin rejimini gerçek revizyonlara doğru yönlendirerek dünyada yaşanan bölünmenin yoğunluğunu aşmaya ve oluşan ittifakların ısısını azaltmaya yol açabilir.